Bu bir gelenekti, gelinlik kız kulağını kapıya dayar dinlerdi.. genç kız kalbini kadere dayar beklerdi.. Kapının pervazına dokununca, sivrilmiş bir kıymık elini hafifçe çizdi. Bir kaç kandamlası birikti, karardı ama akmadı. Küçük bir “ah” dedi ve sonra yuttu bu “ah”ı.
İçeride bir dünya kurulduğunu biliyordu ama ya bu dünya kalbinin enkazı üstüne kuruluyorsa? Gittikçe sıkıntı bastı.
Kendisini karşılayan sekretere; Nazif Beyle görüşmek istediğini söyledi. Bunun üzerine sekreter birden ciddileşti: "Nazif Bey mi?" dedi.Kendisini karşılayan sekretere; Nazif Beyle görüşmek istediğini söyledi. Bunun üzerine sekreter birden ciddileşti: "Nazif Bey mi?" dedi. "Evet, Nazif Bey!" diye cevap alınca, hüzünlü bir ses tonuyla "Nazif Bey sizlere ömür efendim, onu kaybedeli dört yıl oldu." dedi. Hiç beklemediği bu haberle bir acı saplandı yüreğine. "Ya, öyle mi.?" diyebildi sadece.
İşinin ehli, mahir bir bahçıvan vardı. Saray gibi evinin etrafındaki bahçenin; her tarafı maharetini, zevkini, cemâlini gösteren çiçeklerle bezenmişti. Bu çiçeklerin çoğu saksılarda, özel bölmelerde yetiştirilmişti. Fakat bahçesinin en merkezî yerine henüz bir şey ekmemiş, dikmemişti. En sona bırakmıştı orayı.
Bir gün «vakit geldi» diyerek îtina ile bu bölgeye toprak döktü, hayalindeki çiçeklerin, bitkilerin yetişmesi için her şeyi hazırladı. Suyunu verdi. Bahçıvanın bu has bahçeye özel ilgisi, saksı çiçeklerinin hem dikkatini çekmiş, hem de onları biraz kıskançlığa itmişti:
KÜÇÜK ÇOCUK, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların, adamı nasıl havaya kaldırmadığıydı. Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve titrek bir sesle:
— Baloncu amca!, dedi. Biliyor musun, benim hiç balonum olmadı.
"Otur bakalım, delikanlı" dedi Yetkili...
"Teşekkür ederim" dedi genç adam, yerini alırken... "Senin hakkında kulağıma bazı söylentiler geldi" diye söze girdi Yetkili... "Aslında önemli şeyler değil, ama biraz fazla sinirli olduğun anlaşılıyor. Birkaç aydır adından söz edildiğini duyuyordum. Seni çağırıp konuşmak istemiştim, ama, bir türlü fırsatını denk düşürememiştim. Belki görev yerini değiştirmek istersin.