Bahçıvan,bir sabah bağında güzel bir gül açtığını gördü.Baktı,seyretti,hoşlandı,gönlü ısındı ve onu,sanki aşık olmuşçasına koruyordu.Gözünden kıskanıyor,esen yelden sakınıyordu.
Bir sabah ne görsün!..Bülbülün biri gülün dalına konmuş,yapraklarını bir bir koparıyor,zedeleyip yaralıyor.Önce bülbülü kovaladı.Ama gülü boynunu bükmüş,mahzunlaşmıştı.Ertesi sabah gül ile bülbül arasında aynı hadisenin yaşandığındı,gülün daha kötü hırpalandığını gördü.
Kendi mahşerini kurup vicdan muhasebesi yapmak, nefsini sorgulamak ve bu sorgulamaların ışığında düzelmeye, doğruyla buluşmaya çalışmak için üç aylar büyük fırsatlar sunuyor…Peygamber-i âlişan Efendimiz’in en çok yaptığı, bizim ise en az yaptığımız şey vicdan muhasebesidir…
Karıkoca birlikte tatile çıkarlar.Gittikleri yerde kamp kurarlar.
Tatillerini ikinci gününün akşamı güzel yemek yiyip uykuya dalarlar.
Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını uyandırır.
Adam uyku sersemidir;güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır:
Gönül ile aklı koydum kafese, Biri; «Ümit» diyor, biri; «Kes!» diyor. Çırpındıkça kaldım nefes nefese, Biri; «Dayan!» diyor, biri; «Pes!» diyor.
Elim-kolum bağlı dursam burada, Râzı olmaz, işkence var sırada. Aman dostlar, kaldım iki arada, Biri; «Çekiç» diyor, biri; «Örs» diyor.
Bir doğrucuk...Siz de özlüyor musunuz bilmem; ben çok özledim dedemi... .....
Bir şey yap oğlum, derdi dedem. Bir şey yap... Bir şey bile yapsan, bu iyi bir şey olsun. Çünkü yaptıklarınla hatırlayacaklar seni. Söylediklerinle anacaklar...
GÜNEŞİNİ doğdurmadığımız, yağmurunu yağdırmadığımız bir dünyaya doğduk.
Gözlerimizi açtığımızda, toprak bizler için binlerce şey sunmuştu/binlercesine hazırlanıyordu. Ağaçlar göğe doğru ellerini açmış yağmur dileniyor, dallarında binbir meyve büyütüyorlardı.