Büyüklerden biri şöyle demişti: -"Gerçek manada iman sahibi bir tasavvuf ehli, kendisini firenk kafirlerinden daha çirkin, daha kötü görmedikçe, o firenk kafirlerinden daha çirkin, daha kötüdür."
Bu sözün doğruluğunu anlamak için, Şemsüddin Habibuliah (k,s.) Hazretlerine sordular; -"Bu cümlenin manasında doğruluk derecesi nedir?. Halbuki tasavvuf ehli bir kimsede güzel sıfatlar bulunur.
İnkar edilmeyen gerçeklerden biri de gözlerimizin birer fotoğraf makinesi oluşudur. Baktığı şeyin derhal fotoğrafını çeker, sonra da onu çöplüğe atıp da unutmaz. Belki en mühimi, hayal deposuna yerleştirir, oradan kalb gözüyle her an seyretmeye mecbur kalırsınız.Bundan dolayı insanlar neye çok bakıyorlarsa onun fotoğrafını çekiyorlar, neyin fotoğrafını çekiyorlarsa onu seyrediyorlar demektir.
İnsanların gün geçtikçe sekülerizmin pençesine biraz daha düşerek başkalaştığı, cehalet ve dünya sarhoşluğuna kapıldığı ve kuru kalabalıklara rağmen yalnızlığı yaşadığı çağımızda Müslümanı çok önemli görevler beklemektedir. Zira coğrafî hudutların sembolden ibaret olduğu ve adeta büyük bir köy haline gelen yaşlı yer yuvarlağının diğer ucundaki herhangi bir insanla temas her iki taraf için de elzem olmuştur.Hele birkaç asırdır Müslümanın ortak malı olan tekniğin çok ötesinde batılı bir hayat tarzının model alındığı düşünüldüğü zaman tebliğci olacak Müslümanın işinin ne denli zor olduğu meydana çıkacaktır.
Hikmet, belediyeye ait ekmek fabrikasında çalışan bir isçiydi. İşine çok dikkat eder, vazifesini ihmal etmemeye çalışır, kazancının helal olmasını isterdi. Fabrikayı hemen her aksam en geç o terk ederdi. Belediyenin ekmeği biraz daha ucuz olduğu için halk çok bu ekmeğe çok rağbet ediyordu. Kocaman fırının içini ara sıra temizlemek gerekir, onu da genellikle Hikmet yapardı.
Ramazan bayramının son günüydü. Ertesi gün ekmek çıkarılacaktı. Hikmet, temizlik yapmak için fabrikaya gitti. İçeriye girip dış kapıyı kapattı. Işıkları yaktı ve fırının kapağını açıp içerisine girdi.
Bugün kenarda, köşede, neredeyse her mahallede çeşitli adlar altında kendilerine birtakım “masum” ve “modern” unvanlar takarak “meslek”lerini icra eden had ve hesaba gelmeyen falcılar kol geziyor.