Üye Giriş

Herkonudan Sözler

Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder.
Din

Anketler

Sitemizdeki hangi kategorideki yazılar en çok ilginizi çeker?
 

İstatistikler

Bugün25
Dün292
Bu hafta1670
Bu ay6446
Tüm zamanlar31430

Bağlantılı Öğeler

 
 
 
   
 
 
 
 
HEPSI |0-9 |A |B |C |D |E |F |G |H |I |J |K |L |M |N |O |P |Q |R |S |T |U |V |W |X |Y |Z

Her konu Tarih : H

Kategoriler Tarih
Bilgi (108), Hâdiseler (73), Hikayeler (22), Türk Sanatları (53)

Bu bölümde içerik ekle
 

Sonuçlar 1 - 10 Toplam: 20
Tarih/Hâdiseler
Yazar : choice
12Sultan Murad Han, vefatından önce bir gün gezmeye çıkmıştı. Bir köprünün başında bir dervişe rastladı. Selam verdi. Derviş, yaklaşıp:
-" Hey Pâdişâh'ım! Tövbeye niyetlen, çünkü vaden yakındır!" dedi. Pâdişâh, dervişe teşekkür edip, dualarda bulundu. Sultan Murad Han, kendisine ölümünü hatırlatanı çok sever, Allâhü Teâlâ'nın rızası için yapılan nasihatleri can kulağı ile dinlerdi. Yanında bulunan İshak Bey'e, dervişi sordu. Emir Sultan'ın müridlerinden olduğunu söyledi. Emir Sultan adını duyan Pâdişâh:

26/10/2008 | 83 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Hâdiseler
Yazar : choice

sultan4muratOsmanlı tarihlerinin meşhurlarından Aşıkpaşazade'de şöyle bir kıssa nakledilir:
-" Sultan İkinci Murad Han'a şahsi ihtiyaçları için para lazım ol muştu. Sultan İkinci Murad Han, bu ihtiyacını karşılamak için, Çandarlı Halil Paşa'dan borç alarak harcamış.

Bunu gören Fazlullah Paşa:

-  "Devletlû Sultanım, pâdişâhlara hazine gerekir. Müsade ederseniz ve ferman buyurursanız hazine cem'ine mübaşeret edelim" dedikten sonra Sultan Murad Han:


13/10/2008 | 93 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Türk Sanatları
Yazar : choice
hatYaşadığımız coğrafya ve kültürümüz, bir medeniyetin parçası. Hangi sanat dalıyla uğraşırsak uğraşalım hangi mimariye bakarsak bakalım, yüzümüzü nereye dönersek dönelim bu büyük medeniyetin izleriyle karşılaşıyoruz. Ama maalesef, son dönemde sadece karşılaşmakla yetiniyoruz, asırlık çeşmelerin, kümbetlerin, yatırların önünden anlamsız adımlarla geçerken insanlık bu anlamsızlık deryasında bir medeniyeti, gıptayla arıyor
05/10/2008 | 103 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Bilgi
Yazar : Ay Işığı
ayasofyacamimzeİstanbul'un tarihinde en önemli yere sahip mabetlerden biri olan Ayasofya, yüzyıllar boyunca ilgi odağı olmaktan hiç geri kalmadı. Henüz İslamiyet'in doğmadığı ve Hıristiyanlığın hak din olarak yaşandığı bir zamanda, inanmış bir İmparator tarafından büyük bir aşkla yaptırılan Ayasofya, yapılışından yaklaşık bin yıl sonra İslam'ın mabedi olacağını biliyor muydu? Ve Ayasofya, iki semavi dine yüzyıllar boyunca mabet olduktan sonra bir gün müze adıyla ibadetten mahrum kalacağını da biliyor muydu?
05/09/2008 | 70 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Hâdiseler
Yazar : fatihan

nme_balkangoc93 Harbi'nde, Plevne ordusu esir düşmeden önce, Balkanların öbür tarafında Rusların istilasına uğrayan Servi, Lofça gibi kasabalar ve köylerin Müslüman halkı kaçarak Sofya’ya gelmişlerdi... Ayrıca Plevne elden çıkınca, Osman Paşanın oradan çıkardığı Müslümanlar da yine canlarını Sofya’ya atmışlardı... İşte o elem ve ıstırap dolu günlerde, artık devletin Sofya için yapacak bir şeyi kalmamıştı. “Düşman geliyor!..” sadaları bu zavallı halkın kulaklarını çınlatıyordu.


03/08/2008 | 94 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Türk Sanatları
Yazar : Ay Işığı

hattat_halim_zyazc_-_celi_sls_stifSon Abbâsî Halîfesi Müsta’sım Billâh’ın kölesi olduğu söylenen Yâkût-ı Müsta’sımî (?- 1299) ye gelinceye kadar kalemin ağzı düz kesilirdi.

Yâkut eğri keserek Tahrîf-i Kalem’i îcât etti. Kristof Kolomb’un yumurtası gibi basit görünen bu buluşla yazı san’atını bedîî sâhada ileri bir safhaya geçirmeye, yazının yeni dünyasını bulmaya muvaffak oldu.

Ancak, bâzılarının dedikleri gibi Yâkut bir hat mûcidi ve bir kalem vâzıı değildir. Tahrîf-i kalem sâyesinde aklâm-ı sitte’ye yeni bir revnak ve san’ata yeni bir veçhe vermiştir.


16/05/2008 | 139 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Hikayeler
Yazar : Sehl

hermannykstt61914 yılında, Birinci Dünya Savaşı’nda savaşmış bir askerin, Herman’ın öyküsü…

Patlamalar, haykırışlar, kan ve ölüm… Yalnızca bunların yaşandığı cephede, Herman’ın da katıldığı bir savaş tüm şiddetiyle devam ediyordu. Askerler, her türlü insanca duyguyu unutmuş gibiydiler. Düşmanlarını öldürmeden önce, bir an durup onların gözlerine bakıyorlardı. O gözlerde gördükleri korku ve acıdan etkilenmiyorlardı. Kendi korkuları her şeyin ötesindeydi.


12/05/2008 | 146 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Türk Sanatları
Yazar : Ay Işığı

hat_sanatnda_icazetBir üstâddan ders görmek, yazının usûl ve kaidelerini nazarî ve amelî olarak tahsîl edip, yazdıklarına imzâsını koymaya selâhiyet kazanmak ve bunu resmen tevsîk etmek eskiden âdet idi. İmzâya izin vermeye İcâzet verme, bu salâhiyeti almaya da İcâzet alma tâbir olunurdu ki, bir nevi’ diploma verme ve almak formalitesi demektir. Bu usûl gereğince, talebe olgunlaşıp imzâ atabilecek bir seviyeye eriştikten sonra hangi yazıları tahsîl etmiş ise ekseriya bir kıt’a bâzen de bir murakka’ (=yazı albümü) veya hilye, yâhut bu gibi bir levha yazar, bir (tez) hazırlar, hocasına verir.


09/05/2008 | 118 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Türk Sanatları
Yazar : Ay Işığı
hattatlarda_aranan_zelliklerHattatlık şartlarına riâyet edenlerin hattat olması lâzım gelirse de, bâzı vasıfları hâiz olması da bu san’atta aranılan husûsiyetlerdendir. Bunları şöyle hulâsa edebiliriz: Bir hocadan icâzet almış olmak, estetik değeri bulunan muayyen bir veya birkaç yazı ile uğraşmayı âdet edinmiş olmak, kalemini kötü şeylere âlet edinmeme. Rûh’âniyetini öldüren maddî ve manevî süfliyetlerden uzak bulunmak. Kendisinden yazı tahsîl etmek isteyenlere şefkatli, edepli, sabırlı ve cömert olmak, hakem mevkiinde bulunduğu zaman Hakkı söylemekten çekinmemek kendisine tevdî’ edilen bir sırrı fâş etmemek,  ne medihlerden gurûra, ne de tenkidlerden inkisâra kapılmayıp hak ise
04/05/2008 | 89 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Türk Sanatları
Yazar : Ber-ceste
tara0006ce9Hattatlar, yazıları altına koydukları imzâlarını ekseriyâ Arapça “Bunu yazdı” demek olan kelimesiyle birlikte yazarlar ki, buna Ketebe koymak, Ketebe yazmak, Ketebe atmak, kısaca ketebe derler.

Her yazı nev’ine göre ketebe koymanın husûsî bir şekli vardır. Sülüs, Muhakkak, Reyhânî, Celî ve Müsennâ yazılarda ekseriyâ Rıkaa’ kalemiyle yâni (icâzet) yazısıyla yazarlar ve nokta koymazlar. Ta’lîk’de yine Ta’lîk yazı ile ve asıl kalemin üçte biri kalınlıkta olmasını tercih ederler.

02/05/2008 | 144 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>
  

Powered by AlphaContent 3.0 © 2005-2008 - All rights reserved
 
 
 
 
 

En son yorumlanan

Eskimeyen Dost
sitemize hoş geldiniz sayın Ahmet Ünal Çam sizinle yine ...
10/11/08 21:23 fazlası...
Gön: isra

Eskimeyen Dost
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı iç
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı için; Yayınladığınız ...
10/11/08 13:44 fazlası...
Gön: ahmetunalcam

S.u.s.t.u.m
teşekkürler:)
yorumunuz ve ilginiz için ben teşekkür ederim.
02/11/08 01:08 fazlası...
Gön: leyl

S.u.s.t.u.m
tesekkürler
yazı harika devamını bekliyorum...tesekkür ederim..
01/11/08 21:31 fazlası...
Gön: nur

Şu an sitedekiler

Üye Bağlı Değil
Sitemizde  52 Kategoride 3470  yazı bulunmaktadır.