Allah adamları, herkese nasihat etmezlerdi. Yapacakları nasihat ve tavsiyelerini ancak kabûlünü umdukları, iyi karşılanacağını zannettikleri kimselere yaparlardı. Aksi halde nasihat vermekten sarf-ı nazar ederler; elverişli ve uygun tarafından bir yolunu buluncaya kadar tehir ederlerdi.
Hamid el-Leffâf hazretleri buyurdu ki: “Ey kardeş, sakın kabulünü ummadığın takdirde bir kimseye nasihatta bulunma. Aksi halde, bu nasihatin, gücünün fevkinde sana zarar getireceğini bil.
"Bulanık su denize gitmeyi ister; ama balçık suyun ayağını tutmuştur, çeker de çeker." (Hz. Mevlana - Mesnevi)Nefis balçık gibidir, hep karanlığına çeker seni. Gayret atına binmek istersin; tutar, boş heveslerle oyalar seni... Gecelerini ibadet kandilleriyle süslemek istersin, uykunun hayvani tadıyla bağlar yolunu.
“Öyle bir zaman gelecek ki, kişi eline geçen malın helâlden mi, haramdan mı olduğuna aldırış etmeyecek.” 1
Bir hadis-i şeriflerinde böyle buyuruyor Peygamberimiz (asm). Malına, canına, çoluk çocuğuna zarar gelmesin diye tir tir titreyen insanoğlu eğer helâl-haram konusunda aldırış etmeyecek noktaya gelmişse ahiretini yıktığının farkında değildir veya pek düşünmüyor demektir.