«Hem sabır sebat ve hem de namazla (Haktan) yardım isteyin. (Gerçi) bu, nefsinize ağır gelir. Fakat (Allah'a karşı) yüksek saygı gösterenler İçin öyle değil. O saygı gösterip korkanlar, o kimselerdir kî.Rabbllerlne kavuşacaklarını ve sonunda ona döneceklerini yakînen bilirler.» (Bakara sûresi, âyet: 45-46)
Nafile Lugatta: Fazlalık demektir. Şer’ı yönden ise farz vacip ve sünnet olmayan ameller demek olup
Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında: "Oğlum namaz hiç bu vakte bırakılır mı?" Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmış, ama ezan okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı.
Kendisi ise, nefsini bir türlü yenemiyordu.Ne oluyorsa, hep... namaz son dakikalara kalıyor, bu sebeple namazını alelacele eda ediyordu.
Paldır küldür yaşayanlardan, “dönüp de arkasına” bakmayanlardan mısınız? Hayat geçiyor. Zamanla birlikte mekanlar da çevre de değişiyor. Yıllar sonra bugün çevrenizde bulunan insanları nasıl bulup da helalleşeceksiniz? Ya bu hâl üzere “dünya değiştirirseniz”? Öyle ya ahirette nasıl hesap vermeyi düşünüyorsunuz?
Diyelim ki öğretmensiniz: Çocukları iyi yetiştirmediniz (ve kendinizi de!). İyi öğretmediniz, çocukları dersten, belki de hayattan, ailesinden soğuttunuz. Bazılarının hakkı olan notu bile bile vermediniz. “Süründürmek” istediniz.
Yıllardır beni uyuttun. Hep yarına bıraka bıraka koca bir ömür heder oldu. Gecelerim teheccütsüz heyecansız gündüzlerim semeresiz başarısız geçti. Acaba yarın yarın diye uyuttuğun yarınlarımı, meçhul bir yarında nasıl doldurabileceksin? Ne zaman beni çevreleyen basitliklerle bağımlılıklara civciv misali küçük bir darbe vurup hür dünyaya açılmak istesem, granitten dağlar gibi karşıma dikildin. Olmadık desiselerle beni kandırdın.
İnsanı en güzel anlatan kelimelerden biridir, «yolcu». O, ruhlar âleminden, kālû belâdan yola çıktı, hâlâ yürüyor. Dur-durak bilmeden, coşkun bir ırmak misali akıp gidiyor. Kim bilir hangi güzergâhlardan geçiyor, hangi taşlara başını vuruyor, hangi koylara, kuytulara uğruyor, nerelerden kıvrılarak akıyor? Necip Fazıl, bu yolculuğu ne güzel tasvir eder: