Üye Giriş

Herkonudan Sözler

“Uykunuzu bir sübât (bir rahat ve huzur) yaptık ve geceyi bir libas (örtü) yaptık ve gündüzü bir me‘âş (geçim zamanı) yaptık.” (S.Nebe’9-11
Din

Anketler

Sitemizdeki hangi kategorideki yazılar en çok ilginizi çeker?
 

İstatistikler

Bugün161
Dün388
Bu hafta1514
Bu ay6290
Tüm zamanlar31274

Bağlantılı Öğeler

 
 
 
   
 
 
 
 
HEPSI |0-9 |A |B |C |D |E |F |G |H |I |J |K |L |M |N |O |P |Q |R |S |T |U |V |W |X |Y |Z

Her konu Tarih : S

Kategoriler Tarih
Bilgi (108), Hâdiseler (73), Hikayeler (22), Türk Sanatları (53)

Bu bölümde içerik ekle
 

Sonuçlar 1 - 10 Toplam: 20
Tarih/Bilgi
Yazar : choice

clipboard01 * 17. yüzyılda bir seyyah, saraydaki yemek servisini şöyle anlatıyor: “Aşçılar, yamaklar, çaşnigirler, kilerciler bunların hepsi yan yana dizildi, yemekleri elden elde uzattılar. O kadar çok yemek ikram ettiler; ama bir kere bile kap sesi duymadık.”

  * Aşçılar, uzun kırmızı ve mavi elbiselerle servis yapıyor. Yemekler porselen ve çini kaplar içinde sunuluyor.

* Yeniçerilere yemek ikram edilirken kaşık verilmiyor. Çünkü Yeniçeriler, kaşıklarını kuşaklarında taşıyor.

* Çaşnigirin görevi sadece yemeğin tadına bakmak değil, çok gizli haberleri de taşıyor.


07/07/2008 | 103 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Bilgi
Yazar : Ber-ceste

220px-cem-in-italyBatılılar, Türk Devlet büyükleriyle akrabalık ilişkileri varmış gibi görünmeye ayrı bir özen gösteriyorlar. Çalışmalarımız içinde konumuzla yakından ilgili olan iki ayrı örnek, bu tesbitimizi doğrulayacaktır.

a) Macar Kıralı Matyaş Korvin, Osmanlı Devleti ile sıkı siyasî temas içindeydi. Padişah II. Bayazıd ile yakından ilgilendiği gibi o dönemde esarette olan Sultan Cem'e bir kurtarıcı rolü yüklenerek onun Macaristan'a hemen gelmesi halinde muhakkak kurtarılacağı vaatlerini içeren " 1483 Nisan başında yazdığı mektubundaki akrabalık,


13/06/2008 | 100 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Bilgi
Yazar : Gulam
uluhakanabdulhamithanSultan Abdülhamid Han’ın şahsiyeti hakkında, İngiliz Koramirali Sir Henry Woods hatıratında şöyle demektedir :

Bana göre Sultan Abdülhamid, gelmiş gecmiş Osmanlı padişahları arasında en müstesna mevkii işgal edenlerden biridir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan beri gelen en başarılı hükümdarlardandır. Çok sakin ve gösterişten uzak bir halde yaşardı. Bir meseleye çözüm ararken, mütehassıslarını dinler, ancak onların fikirlerine esir olmazdı. Şehzade iken de akıllı, nazikti ve o zaman da İstanbul’a gelen seçkin Avrupalılar kendisini ziyaret etmek isterlerdi.

20/05/2008 | 152 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Türk Sanatları
Yazar : Berceste
hatİslam dünyasında klasik bir söz vardır: “Kur’an-ı Kerim Mekke’de indi, Mısır’da okundu, fakat İstanbul’da yazıldı” diye... Bu Türklerin güzel yazma yeteneğini ve estetik anlayışını doğrulayan bir anlatımdır aslında.

Okuma ve yazmayı sağlayan harflerin bir araya gelişinden böylesine kapsamlı bir sanatın çıkışı, öncelikle Kur’an-ı Kerim’in en güzel şekliyle yazılı hale getirmek gayretinden doğar.

16/05/2008 | 159 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Bilgi
Yazar : Ay Işığı
maras_isiBu orjinal el işi sırmanın tarihi Selçuklulara kadar uzanır. Maraş şehri ve çevresinde hüküm süren Dulkadiroğlu Emine Hatun ve Sıtki Hatun Prenses Osmanlı sarayına gelin giderken çeyizlerinde Maraş'ın sırma işinden yapılan çeyizleri ( Yatak örtüsü, Bohçalar, seccadeler, şaseler, sabahlıklar, Kuran kapları, Bindalli model, düğün ve nişan kıyafetleri ) kullanmışlardır.
Maraş işi tek yüzlü bir işlemedir. Desenin altı özel olarak hazırlanan karton ile kabartılıp yedi kat sırma desen üzerinden atlatılarak kenarlarda içlik ile karşılıklı tutturulur. Aynı işlem yanyana uygulanarak işlenir. İşleme tekniği araç ve gereçleri diğer işlemelerden farklıdır.

09/05/2008 | 302 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Bilgi
Yazar : Ber-ceste
4528İstanbul’dan Hicaz’a görkemli bir köprü

Kelime olarak ‘akçe kesesi’ anlamına gelen surre, yaygın olarak her sene belirli bir zamanda belirli bir yere ya da kimseye gönderilen para anlamına geliyor. Ancak kelime asıl şöhretli anlamını, Mekke ve Medine’ye ve bu şehirlerin yönetici ve ahalisine gönderilen para ve eşyadan oluşan hediyelerle kazanmış. Öyle ki o kutlu beldeye hediyelerin gönderilme işlemi, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) ve Hicaz’a duyulan derin muhabbetten

26/04/2008 | 153 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Hâdiseler
Yazar : Gulam
sinna_gelindceMevlana Cami diyorki: "Ben Muhammed Parisa Nakşibendî (ks)'den şöyle işittim Füsus can'dır, Fütuhat gönüldür ve onların büyük babası Kitab-ı Faslü'l-Hitab'ta ne zaman ariflerin büyükleri dedi demişse bundan murat Hazreti Şeyhtir."

“Muhyiddin-i Arabî Hazretleri Sin-Şın'a gelince (girince) diyordu. İşte Osmanlı Devletinin yükselme dönemi hükümdarlarından Yavuz Sultan Selim Han Doğu üzerine sefere çıkmıştır.1516 tarihinde Şam şehrine girmiştir. Böylece Sin (Selim), Şın'a (Şam) gelmiş oldu yani I. Selim Şam'a girdi.

25/04/2008 | 154 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Türk Sanatları
Yazar : Ay Işığı

y1pv3dyxf8c44oehhmydem10njlpmbdlzob4ftmdrnqhgeh6nceu7rytmpx8oxb0lv5od8tyz1xsq8İnsan, hem malzeme, hem usta; hem madde, hem mana. İçine kainat sığan bir hazine kutusu kimi zaman. Kimi zaman da bir mesnevi; gazel; ansiklopedi; nesir; şiir; öykü… İnsan, zor ve kolay; aşikar ve sır olan.

Ve insan, “kendinden kabiliyetinin elverdiği en üstün insanı çıkarmadıkça, kendi kendisi” olamayan (olamayacak olan). Tıpkı dipte ve derinde olan hazinenin ortaya çıkarılmadıkça hazine değeri olamayacağı gibi..
28/03/2008 | 241 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Türk Sanatları
Yazar : Gül-efşan

kutu1002SEDEFKAR (Sedefçi) Sedef üzerinde çalışan, sedef kullanarak eşya yapan, sedef işleyen kimse.

SEDEF (mother of pearl) Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğundan elde edilen sedefcilikte kullanılan pırıltılı gökkuşağı renklerini yansıtan değişik renklerde sert taşçıl deniz kabuğu.
16/03/2008 | 260 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Hâdiseler
Yazar : nacre
abdlhamitOğlu Âbid Efendi, babası Sultan Abdülhamid'in son günlerini ve vefatını şöyle anlattı:"- Ölümü, normal bir ölümdü. Zaten yetmiş altı yaşına gelmiş, saltanatı günlerinde de çok tehlikeli olaylar geçirmiş, su’i-kastten kurtulmuş, hele sürgünde yaşadığı yıllarda memleketin ve milletin savaslarla uğradığı toprak ve insan kaybından büyük üzüntü duymuş, her gün yeni bir felâket işittikçe içi içine sığmaz olmuştu!.. 
11/02/2008 | 196 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>
  

Powered by AlphaContent 3.0 © 2005-2008 - All rights reserved
 
 
 
 
 

En son yorumlanan

Eskimeyen Dost
sitemize hoş geldiniz sayın Ahmet Ünal Çam sizinle yine ...
10/11/08 21:23 fazlası...
Gön: isra

Eskimeyen Dost
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı iç
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı için; Yayınladığınız ...
10/11/08 13:44 fazlası...
Gön: ahmetunalcam

S.u.s.t.u.m
teşekkürler:)
yorumunuz ve ilginiz için ben teşekkür ederim.
02/11/08 01:08 fazlası...
Gön: leyl

S.u.s.t.u.m
tesekkürler
yazı harika devamını bekliyorum...tesekkür ederim..
01/11/08 21:31 fazlası...
Gön: nur

Şu an sitedekiler

Üye Bağlı Değil
Şuanda 1 misafir yazı okuyor..
Sitemizde  52 Kategoride 3464  yazı bulunmaktadır.