İstanbul’un nazım plânlarını çizen Fransız Mimar Henry Prost 1938-1957 yılları arasında Bizans eserlerini ortaya çıkarabilmek için tarihî eserleri tahrip eder. Nitekim Atatürk Bulvarı ile Bizans Kemerini şehrin silüetine katar, surlara paralel seyreden yollarla Roma mirasını gözümüze sokar.
Atatürk Bulvarı yapılırken, yıkılarak tahrip edilen tarihî eserlerden bazıları:
Orta Asya kurganları ve Pazırık kazıları bulguları, Türkler'in ahşap işleriyle çok eskiden beri ilgilendiklerini ortaya koymuştur. Ağaç işçiliğinin sanat olarak tanımlanması, yapıların mimari elemanlarla süslenmesinden doğmuştur. İslâm sanatında, özellikle Emevi ve Abbasi ağaç işlerinde yeni bir üsluba yöneliş dikkat çekicidir. Selçuklular da ağaç işçiliğine büyük önem vermişlerdir.Selçuklu döneminden kalma, masif ceviz rahleler üzerinde hakim dekor olarak çok sık rumî ve palmet motifleri ve Selçuklu nesih yazısı ile kitabeler göze çarpmaktadır.
• 18 yy de 5- 10 yıl içinde İslam ülkelerine 100.000 ajan gönderildi. • 11 yy de Kahire de 12 katlı evler vardı. • Edison ampule konulacak maddeyi bulmak için 3000 deneme yaptı. • Büyük Fizyoloji bilgini Pavlov 1917 Rus ihtilalinden dolayı laboratuara 1 saat geç kalan asistanını çok fena azarladı.
• Perulu Carrion kendi üzerinde ölümcül bir hastalığı denedikten 40 gün sonra öldü. John Hunter ise kendine belsoğukluğu ve frengi hastalığı aşıladı, yıllarca bu hastalıktan acı çektikten sonra öldü. İkisi de başarıya ulaştılar.
1. ABADÎ Anadoluda; Çin, Orta Asya ve Hindistanda Allahâbâd gibi isim alan yerlerde yapılan kâğıtlara abâdî ıtlak olunur. (Hintten geleni makbul sayılırdı. )
2. ACEM SANATKÂR Türkiyeye hariçten gelmiş san'atkâra ıtlak olunur. Arabın gayri mânası gelirse de bizde şark tarafında bulunan milletlere Acem denmiştir. Bunlara Asya Türkleri de dahildir. Bu tâbirden şimdi dünya yüzünde yalnız İranlılar kastedilmektedir.
Kadı Mahmud dervişliğe niyetlenir. Önce Eskici Mehmed Dede’nin kapısını çalar. Ama mübarek: -Senin nasibin bizden değil! der, -Üftade hazretlerine gitsen gerek!
Kadı Mahmud adamlarına: -Tiz atım hazırlansın! der, kurulur eyere. Üftade Hazretleri’nin dergahına yaklaştığı sırada atının ayakları kayalara saplanır. Gelgelelim, henüz yaşadıklarını muhakeme edecek halde değildir. Atı bırakır, yürür kapıya. Karşısına ilk çıkana:
Meşhur tarihçi, ilim ve devlet adamımız Ahmed Cevdet Paşa’nın hanımı Senîha Sultan, bir Fransız diplomatının hanımı olan Madame Simone de La Cherte ile pek çok kez mektuplaşmıştır. Bu mektuplarda, 1911’lerin Osmanlı kadınından birçok mevzuda bilgiler mevcuttur. İşte bunlardan bir tanesi:
“Sevgili iki gözüm,
Biz Türk kadınları, Avrupa’da hiç tanınmayız. Hatta diyebilirim ki, Çin ve Japon kadınları kadar bile tanınmayız.