1- Şeriat Kapısı 2- Tarikat Kapısı 3- Marifet Kapısı 4- Hakikat Kapısı
Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır. Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş;
Dindar ve mütevekkil bir köylü varmış. Onun bir de inancı kısa bir hanımı varmış. Köylü adamın ne zaman bir şeyi kaybolsa hanımı feryadı basarmış. Adamcağız da hiç üzülmezmiş ve hanımına:
- Aman hanım, eğer o bize helâlinden bir şeyse Allah ya onun daha iyisini verir, veya onu buldurur, dermiş.
Trende yanyana oturduğumuz adam, karşımızdaki deliklanlıya nutuk çekiyor ve:
- Sigara efkar dağıtır, diyordu. Yak bi tane.
Çocuk adamın kendisine uzattığıu sigarayı kibarca reddederek:
- Sağ olun, diye cevap verdi. Kullanmıyorum.
ORTA BATI AMERİKA’DA Hıristiyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Atalarım bu topraklara ilk yerleşenlerdendi. Yaşadığımız çevrede hayır işleriyle, özellikle çok sayıda okul ve kilise yaptırmakla tanınan insanlardı. Biz de ailece onların izinden gitmeye özen gösterdik. 1949 yılında ilkokul öğrencisi iken, Teksas Houston’da yaşıyorduk. Kiliseye bağlı bir aileydik. Her hafta kiliseye giderdik. Genç bir delikanlı olunca, inancım hakkında daha çok şey öğrenmek istedim. Bu amaçla, elimden geldiğince kiliselerin temsilcileriyle görüşüp onlardan bilgiler edinmeye çalıştım.
Bir kere müridlerinden biri Sehl b. Abdullah’a: “Üstad! Ben her gece baştaki gözle Allah’ı görüyorum.” deyince Şeyh: “Bir daha görürsen gördüğün şeyin yüzüne tükür.” demişti. Mürid ertesi gece onu görünce yüzüne tükürmüş ve gördüğü şeyin şeytandan olduğunu anlamıştı. (Serrac, Luma’, 544) Şeyhi olmayanlar ömür boyu şeytanın tuzağında tutsak kalırlar.