Üye Giriş

Herkonudan Sözler

Ümidi az olanın,üzüntüsü çok olur.-Hz Ömer-
Edebiyat

Anketler

Sitemizdeki hangi kategorideki yazılar en çok ilginizi çeker?
 

İstatistikler

Bugün168
Dün388
Bu hafta1521
Bu ay6297
Tüm zamanlar31281

Bağlantılı Öğeler

 
 
 
   
 
 
 
 
HEPSI |0-9 |A |B |C |D |E |F |G |H |I |J |K |L |M |N |O |P |Q |R |S |T |U |V |W |X |Y |Z

Her konu Tarih

Kategoriler Tarih
Bilgi (108), Hâdiseler (73), Hikayeler (22), Türk Sanatları (53)

Bu bölümde içerik ekle
 

Sonuçlar 21 - 30 Toplam: 256
Tarih/Hâdiseler
Yazar : Gulam

prevezedenizmuharebesiEylül 27 1538 günü sabah seher vaktinde, Osmanlı denizcilik tarihinin en büyük kumandanı Hızır Hayreddin Paşa, ya da diğer namıyla Barbaros hayreddin Paşa bir rüya görür. Rüyasında:

–"Yattığımız limanın kenarında sanki karada birçok ufacık sardalya balığı çıkmış, amma o ufacık balıkların içinde iki tane karnı yarık iri balık vardı.


06/09/2008 | 80 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Bilgi
Yazar : Ay Işığı
ayasofyacamimzeİstanbul'un tarihinde en önemli yere sahip mabetlerden biri olan Ayasofya, yüzyıllar boyunca ilgi odağı olmaktan hiç geri kalmadı. Henüz İslamiyet'in doğmadığı ve Hıristiyanlığın hak din olarak yaşandığı bir zamanda, inanmış bir İmparator tarafından büyük bir aşkla yaptırılan Ayasofya, yapılışından yaklaşık bin yıl sonra İslam'ın mabedi olacağını biliyor muydu? Ve Ayasofya, iki semavi dine yüzyıllar boyunca mabet olduktan sonra bir gün müze adıyla ibadetten mahrum kalacağını da biliyor muydu?
05/09/2008 | 70 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Türk Sanatları
Yazar : Nakkaş
yeni4xr71- YAZMALARIN DOĞUŞU VE GELİŞMESİ

Ülkelerin en değerli kültür varlıkları arasında yer alan, bilim, sanat ve kültür araştırmalarında en otantik kaynaklardan olan yazmalar, el ile yazılarak meydana getirilmiş eserlerdir.Papirustan deriye, pamuk levhadan kâğıda kadar uzanan bu yolda konumuz, kâğıt üzerine el ile yazılan eserlerdir. Hiçbir yazma eser, basma eser gibi birbirinin aynısı değildir.

28/08/2008 | 69 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Bilgi
Yazar : fatihan
duvarkagidi_04Tarihin 1055’li yılları gösterdiği günlerde, batı dünyasını reaksiyona getiren bir hadise meydana geldi. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey Abbasi hilafetinin merkezi Bağdat’a girerek, halifeden “Doğu ve Batının Sultanı” ünvanını aldı. Bu hadise neden bu kadar önemliydi?

Siyasi alana böylece yeni çıkan ve devlet kuran Selçuklular, İslam’ın liderlik bayrağını ellerine almışlardı.

23/08/2008 | 90 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Hâdiseler
Yazar : choice
istbl210 Eylül 1509′da Memalik-i Rum adı verilen Amasya, Tokat, Sivas, Çorum ve çevresinden başlayıp 45 gün şiddetle devam eden depremde halk, iki ay kadar çadırlarda yaşadı. Bu deprem, aynı şiddette İstanbul ve Edirne’de de meydana geldi. 14 Eylül 1509′da İstanbul, Osmanlı tarihinin kaydettiği en şiddetli depreme maruz kaldı. Küçük kıyamet (Kıyamet-i Suğra) denilen bu depremde İstanbul’da 109 cami ve mescit ile 1.070 ev kullanılamaz hâle geldi.
17/08/2008 | 87 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Hâdiseler
Yazar : Eymen
09yavuzsultanselimKILICIMIZ KESTİKÇE...
Zamanın en güçlü devletlerinden biri olan Venedik’in sefiri Antonio Iustiniani bir defasında Yavuz Sultan Selim Han’ın huzuruna çıkacaktı. Vezirler elçiyi etkilemek bakımından padişahın ihtişamlı giyinmesini istiyordu. Hersekzade Ahmed Paşa, bu arzuya tercüman olmak bakımından cesaretini toplayıp bin dereden su getirircesine padişaha vaziyeti arz etti. Padişah, “Doğru! Cümle yeni libaslar giymek münasiptir” buyurdu. Elçinin kabul edileceği gün bütün vezirler en ihtişamlı elbiselerini giydiler. Huzura girdiklerinde donup kaldılar.

15/08/2008 | 110 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Bilgi
Yazar : Destan

beklenen_osmanli02Tarih, bir milletin düşünüş tarzıdır. Tarihini anlamak, bunun için o milletin hangi şartlarda nasıl akıl yürüttüğünü, karar verdiğini ve uyguladığını anlamak demektir. Tarih ne bir karalama tahtası ne de hamaset nutuklarının atıldığı bir meydandır. Tarihe, çare aramak için dönülür. Tarihten usûl, erkân öğrenilir.

Her millet, kendi tarih rüyasını hayra yormayı öğrenmekle mükelleftir; kendisi ve civarı için. Rüyası yorulmamış bir tarih kuşun kanadındaki bir birikintiden ibarettir; tabir olununcaya kadar da orada kalmaya mahkumdur.


14/08/2008 | 97 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Bilgi
Yazar : Ay Işığı
7gemiler121700’lü yıllardan itibaren, sınır boylarından uzak denizlere, hemen her yerden yeni haberlerin geldiği Osmanlı Devleti’nde, donanmanın sefer hazırlıklarına başlaması, tükenen ümitlerin yeniden filizlenmesine vesile olurdu. Sefere çıkmadan önce Eyüp Sultan Camii’nde donanma ve ordunun muzafferiyeti için Buhârî-i Şerif’in bir kısmı veya tamamı okunur, dualar edilirdi. Daha sonra, Piri Reis zamanından beri devam etmekte olan geleneğe uygun olarak, her türlü belânın def’i için gemi adedince Mushaf-ı Şerifler bir sargı içine konularak kenarları dikilirdi.
10/08/2008 | 85 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Bilgi
Yazar : fatihan
pasteur2Pasteur, kuduz aşısını 1885 yılında uygulamaya koymuştur. Sultan II. Abdülhamid Hân, bundan haberdar olur olmaz İstanbul’da bir Kuduz Hastanesi (Dârü’l-Kelb Tedavihanesi) açılması için harekete geçer ve hastane 2 yıl içerisinde inşa edilir. Aynı zamanda ilk mikrobiyologlarımızdan olan Miralay Dr. Hüseyin Remzi Bey (1839-1896) 1886 yılında, kuduz aşısını bulunuşundan hemen 1 yıl sonra Zoiros Paşa ve Veteriner Hüseyin Hulki beylerle birlikte Paris’e gönderilerek Pasteur Enstitüsü’nde staj görürler.
05/08/2008 | 86 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

Tarih/Türk Sanatları
Yazar : Ferzin
turkeybursahl0Tarih sahnesinde varlığını uzun süre devam ettirmiş milletler, bu devamlılıklarını kültürleri ve ortaya koydukları eserlerle sağlamıştır. Osmanlı, yaşadığı dönemde ulu bir devletti. Osmanlı, medeniyet gergefini işlerken, bu ululuğunun mührü gibi duran bir kültür manzûmesi oluşturmuş ve şaheserler bırakmıştır. Günümüzde bu eserlerin bazıları hüzünle biten bir hikâyenin son cümlesi gibi dururken, bazıları da o ihtişam yıllarının bütün heybetini gelecek asırlara taşımaya devam etmekte, Osmanlı'nın yâd-ı cemîli olarak durmaktadır. Bunların en önemlilerinden biri de ulu devletin ilk başşehri olan ve Uludağ'ın eteklerinde kurulan Bursa'daki Ulucami'dir.
04/08/2008 | 97 defa okundu | Yazdır | Arkadaşına gönder | Devamı >>

  

Powered by AlphaContent 3.0 © 2005-2008 - All rights reserved
 
 
 
 
 

En son yorumlanan

Eskimeyen Dost
sitemize hoş geldiniz sayın Ahmet Ünal Çam sizinle yine ...
10/11/08 21:23 fazlası...
Gön: isra

Eskimeyen Dost
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı iç
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı için; Yayınladığınız ...
10/11/08 13:44 fazlası...
Gön: ahmetunalcam

S.u.s.t.u.m
teşekkürler:)
yorumunuz ve ilginiz için ben teşekkür ederim.
02/11/08 01:08 fazlası...
Gön: leyl

S.u.s.t.u.m
tesekkürler
yazı harika devamını bekliyorum...tesekkür ederim..
01/11/08 21:31 fazlası...
Gön: nur

Şu an sitedekiler

Üye Bağlı Değil
Şuanda 1 misafir yazı okuyor..
Sitemizde  52 Kategoride 3464  yazı bulunmaktadır.