Kânunî Sultan Süleyman; seferlerle geçen hükümdarlığı boyunca, 15 milyon kilometre kare üzerine yayılmış 21 eyalet ve 250 sancaktan oluşan Osmanlı Devleti’ni bir dünya gücü hâline getirmiştir. Büyük bir karakter ve kişiliğe sahip olan Kânunî Sultan Süleyman Hân zamanına; onun büyüklüğünden dolayı “Türk Asrı”, “Süleyman Asrı” denmektedir... “Capitol” Amerika Birleşik Devletleri’nin Millet Meclisi binasıdır. Bu yapı, ilk Cumhurbaşkanı George Washington tarafından inşa ettirilmiş ve zaman zaman yapılan ilâvelerle genişletilmiştir.
93 Harbi'nde, Plevne ordusu esir düşmeden önce, Balkanların öbür tarafında Rusların istilasına uğrayan Servi, Lofça gibi kasabalar ve köylerin Müslüman halkı kaçarak Sofya’ya gelmişlerdi... Ayrıca Plevne elden çıkınca, Osman Paşanın oradan çıkardığı Müslümanlar da yine canlarını Sofya’ya atmışlardı... İşte o elem ve ıstırap dolu günlerde, artık devletin Sofya için yapacak bir şeyi kalmamıştı. “Düşman geliyor!..” sadaları bu zavallı halkın kulaklarını çınlatıyordu.
Mary Mills Patrick, feminizm hareketini Amerika’dan Osmanlı’ya taşıyan ilk kadın... İstanbul’da bisikletle ve peçesiz olarak sokağa çıkan ilk kadın da budur. Onun bu davranışı, Hıristiyan azınlıklara mensup kız öğrenciler tarafından bile büyük tepkiyle karşılanmıştır.
Patrick, İrlanda’dan Amerika’ya göç etmiş bir ailenin kızıydı. Üniversite eğitimini Amerika’da yaptı. İsviçre’nin Bern Üniversitesinde eski Yunan felsefesi üzerine doktora eğitimi aldı.
İstanbul’un nazım plânlarını çizen Fransız Mimar Henry Prost 1938-1957 yılları arasında Bizans eserlerini ortaya çıkarabilmek için tarihî eserleri tahrip eder. Nitekim Atatürk Bulvarı ile Bizans Kemerini şehrin silüetine katar, surlara paralel seyreden yollarla Roma mirasını gözümüze sokar.
Atatürk Bulvarı yapılırken, yıkılarak tahrip edilen tarihî eserlerden bazıları:
1490 yılı 24 Temmuz günü, İstanbul’da tan yeri ağarırken, gökyüzü o güne kadar görülmeyen simsiyah bulutlarla kaplandı. Şimşekler ve yıldırımlar birbirini takip etti.
Toplumun temel birimi olan ailenin yaşadığı ev için, dilimizde; hane, beyt, dâr, menzil, dam ve mesken gibi kelimeler de kullanılmaktadır. Bu kelimeler içinde en fazla kullanılanı "mesken"dir. Arapçada "yerleşilen yer" anlamındaki bu kelime, dilimizde; "huzur ve sükûnet içerisinde yaşanılan yer" mânâsında kullanılmaktadır.
Ecdadımızın yaptığı ve yaşadığı evlere baktığımızda ise, "mesken" kelimesinin anlamının bu şekilde zenginleştirilerek kullanılmasının altında, tarihî bir geçmiş ve gelenekle oluşmuş haklı bir gerekçe bulunduğunu görüyoruz.