Dijital teknoloji sayesinde ânı yaşamaktansa ânı fotoğrafla kalıcı hale getirmek için uğraşıyoruz. Eskiden “her üç Türk’ten beşi şairdir” denirdi ya öyle görünüyor ki o şairler şimdi fotoğrafçı oldu.
Herkesin şiir yazdığını belirtmek için kullanılan meşhur bir söz vardır ya; "Her üç Türk'ten beşi şairdir" diye. Belli ki kime ait olduğu bilinmeyen bu vecize, dijital fotoğraf makineleri çıkmazdan evvel söylemiş.
Yaza dair söylenebileceklerin ardından.. Şimdi bahar zamanıdır... Baharı tamamlamanın zamanıdır artık..
Yarım bıraktığımız yerden.. Ki bıraktığımız yerde de değildir aslında... Bir yaz geçmiştir üstünden.. Sararta sararta...
Bir yaz daha bitti..
Can ‘a ıraksak, canan nerde? Ne garib; Buralarda terk edilen ile Terk eden bir. Ya “bir olan”a vefa ne alemde!
"Hakîkî bir dost bulmak, o kadar kolay değildir. İnsan kendisine iyi bir arkadaş bulabilir. Vefâlı bir eş ve iyi bir iş de bulabilir. Hatta, gökte aradığını yerde bulanlar bile vardır.Ama hakîkî bir dost bulmak o kadar kolay değildir.
Önce gönüller üzerine dostluk köprüsü kurmak gerekir. Ancak böyle bir köprüyü inşâ edenler ve bu köprüden geçenler hakîkî dostlara kavuşabilirler.
Güneşin, dağların ardına çekilmeye meylettiği vakitte, pencereden baharın sarılı-beyazlı ilk çiçeklerinin esen hafif rüzgârla salınışlarını seyre dalmıştım ki, oda kapısının vurulmasıyla kendime geldim.
Bir hastanenin psikiyatri servisinde hafta sonu nöbetçiyseniz ve hastalarını ziyarete gelenlerin sizinle de görüşmek istediklerini biliyorsanız, doktor odasının kapısının da sık sık çalınacağını biliyorsunuz demektir.