Değer verene, elbette değer verilecekti. Korumaya çalışan, korunacaktı. Seven, sevilecek; muhabbet duyana, muhabbet duyulacaktı. Evet, Peygamber seni çok seviyordu. Çünkü sen de O'nu çok seviyordun. O ve O'na ait her şeye derin bir muhabbet besliyordun. Asırlar süren ömrünce de bunu hemen her fırsatta göstermiştin. Daha gencecik iken, O'nun getirdiği kitaba saygısızlık olur diyerek, bütün bir gece, Kur'an'ın bulunduğu odada ayaklarını uzatıp yatmamıştın.
Cep dikmeyi unuttukları bir çocuk fistanı gibiyim; bu hasret nereme sığacak?..
Ellerim boşluğa boşluğa gidiyor... Dünyada basacak yer bulamayan sarhoşun dolaşık ayakları gibi; karışık parmaklarım üzerimde sığınacak bir kuytu bulamıyor...
Aklım, yangında gevreyip kalmış son dala tüneyen kuş gibi; Şaşkın!..
İnsanoğlu, sanki bir balonun içinde halk ediliyor; Fakat, ağzı kendi ağzında olan bir balonun...
Büyüyorsun; balonun da büyüyor! Ne kadar güçlüyse nefesin ve ne kadar inat doluysa için, o kadar hırsla üflüyorsun ki balona; Biraz daha irileşsin diye çevrendeki dünya!
Kim kırmış bu seheri,gece adım adım ilerliyor koridorlarda.
...
Sana içsel erguvanların baharında bir seyirlik hasret çiziyorum.Leyl işrakında çöllere düşmüş mecnun güzellemeleriyle. İçinde nizama oturmuş bir şiir bekliyorum da sabahıma gözlerinin renginde kuşlar tünüyor.