|
Yazar coral
|
En unutulmaz efsaneler,
1703 yılının soğuk bir gecesinde, Bastille Hapishanesi´ndeki hücresine geri getirilen mahkumun durumu iyi değildi. Yatağına yattı ve kendinden geçti. Bir daha uyanmayacaktı, yüzünde bir maske bulunan mahkum ölmüştü. Herşey bir gün içinde oldu, mahkuma ne bir tıbbi müdahale yapılmış, ne de dinsel bir yardım. Aradan saatler geçti, sonra ses çıkarmadan yürümeye çalışan birisinin ayak sesleri duyuldu. Kim olduğu bilinmeyen konuk, hücrenin kapısını dikkatle açarak içeri girdi ve biraz kaldıktan sonra dışarı çıkarak uzaklaştı. Sabah saatlerinde bir grup görevli hücreye geldiklerinde yüzü maskeli ceset yatağından alınmıştı.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 365 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Administrator
|

Yıllardır pek çok okurum, Osmanlı padişahlarının hacca neden gitmediklerini ısrarla sorar durur. Bu hakikaten kafa karıştırıcı konuda net bir bilgiye veya beyana sahip değiliz ne yazık ki.
Öte yandan da ilginç bir gerçek duruyor karşımızda: Osmanlı hanedanında, bırakınız padişahları, şehzadeler arasında bile Cem Sultan'dan başka kimse hac farizasını eda etmemiş. Ancak II. Bayezid'in tam hacca gitmek üzereyken, babası Fatih'in ölüm haberini aldığına ve bir an önce Amasya'dan İstanbul'a hareket etmesi gerektiğinden hacca gitmekten vazgeçtiğine dair sınırlı bir bilgi var elimizde.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 202 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar choice
|
|
1- Osmanlı padişahlarından 16’sının halk ağzında veyahut
tarih menbâlarında tekerrür etmiş lakâpları vardır. Kalan 20’si de lakâbsız
olduğu için yalnız adı ile anılır: Birinci Osman’la Orhan Bey’in lakâbları
(Gazi), Birinci Murad’ın (Hüdâvendigâr), Birinci Bâyazid’in (Yıldırım), Birinci
Mehmed’in (Çelebi), İkinci Mehmed’in (Fâtih), İkinci Bâyazid’in (Veli), Birinci
Selim’in (Yavuz) ve (Kadîm), Birinci Süleyman’ın (Kânunî), İkinci Selîm’in
(Sarı), Üçüncü Mehmed’in (Eğri Fâtihi), İkinci Osman’ın (Genç), Dördüncü
Murâd’ın (Bağdad Fâtihi), Dördüncü Mehmed’in (Avcı), Üçüncü Selim’in (Halîm) ve
nihâyet İkinci Mahmûd’un lakâbı da (Adlî) dir;
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 956 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Nebula
|
Moğolistan’da Orhun ve Yenisey ırmakları arasında kalan bölgede, geniş bir alana yayılmış çok sayıdaki anıt özelliği taşıyan yazıtlar. Orhun Yazıtları; Moğolistan, Yenisey, Altay, Türkmenistan, Orta Asya Yazıtları adlarıyla da anılmaktadır. Yazıtlarda, Göktürk kağanlarının ve ileri gelenlerinin, ülkeleri ve halkları için yaptıkları, kendi ağızlarından anlatılmaktadır.
Yazıtların önemi, Türk tarihine açıklık getirmesi ve Türkçenin en eski yazılı belgeleri olmasından kaynaklanmaktadır. Yazıtlar 730′lu yıllarda düz yazıyla ve söylev türünde yazılmıştır. Yaklaşık 800 kadar sözcük kullanılması, Türkçenin o zamanki gelişmişlik düzeyi hakkında fikir vermektedir.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 6709 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Ay Işığı
|
|
Arma kimliği anlatan, bir işarettir. Resimler, harfler ve şekillerden oluşur. Bir devleti, hanedanı ya da şehri anlatır. Devletlerin insanları tarafından benimsenen armaları vardır. Osmanlı armasının üzerindeki sembolleri en tepeden başlayarak şöyle sıralayabiliriz:
En tepede bir güneş şekli ve onu çevreleyen güneş ışıkları vardır. Güneş şeklinin ortasında armanın ait olduğu dönemin hükümdarlarının tuğrası yer almakta.
Yorumlar (3) | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 2293 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
| |
|
|
Yazar Sehl
|
|
Avrupa Birliği’ne üyeliğin sâbit gündem maddesi hâline geldiği şu günlerde, asırlık kimlik meselemiz tekrar karşımıza çıkıyor ve Türkiye’nin ne kadar Avrupalı olduğu tartışılıyor. ‘Modernleşme’nin ‘Batılılaşma’ olarak kodlandığı tarihî bir serüvendir söz konusu olan. Gerçekten de tarih kitapları, Osmanlı’dan bu yana devam eden Batılılaşma süreci hakkında pek çok bilgiyle dolu. Oysa bu karşılıklı tesir sürecinde ağırlık, tamamen tek taraflı mıydı?
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 1013 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
| |
|
|
Yazar habeşi
|
|
Çin, Amerika'nın bugün dünya üzerinde hegemonik tek süper güç olma konumuna meydan okuma ve alternatif yaratma potansiyeline sahip bir ekonomik, siyasal ve kültürel aktör. Amerika-Çin çatışma hattının bugünkü küresellesmeyi bitireceğini ve dünya ekonomisinde korumacılığı güçlendireceğini söyleyen ekonomistlerin sayısı artıyor.
Çin’e yabancı yatırımlar rekor miktarlarda akarken bu arada Çin de yavaş yavaş birçok ülkeye kendi yatırımlarını yapmaya, bu yatırımlarla bu ülkelerin milli ekonomilerinde etkin olmaya çalışıyor.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 219 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 73 - 81 Toplam: 108 |