Üye Giriş

Herkonudan Sözler

“Gerçek babayiğit, güreşte rakîbini yenen değildir. Asıl babayiğit öfkelendiğinde kendine hâkim olandır.” (Hadîs-i Şerif—Müttefekun aleyh)
Din

Anketler

Sitemizdeki hangi kategorideki yazılar en çok ilginizi çeker?
 

İstatistikler

Bugün288
Dün388
Bu hafta1641
Bu ay6417
Tüm zamanlar31401

Bağlantılı Öğeler

 
 
 
   
 
 
 
 
Allahın yardımı ve Dine hizmet PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Yazar müteallim   
hatt20sanati20285229Allah-ü Teâlâ, insanlığın hak ve adaletten uzaklaşıp küfür ve dalaletin karanlıklarında bocaladığı bir devirde, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'i, bir hidayet rehberi olarak göndermiş, O’na Kur'ân-ı Kerîm'i inzal buyurmuş ve  böylece İslam Dini'ni tesis etmiştir. Hatemü’l-Enbiyâ olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Allah yolunda akla hayale gelmedik sıkıntılarla karşılaşmış, pek çok eziyetler çekmiştir. Rasülullah (s.a.v.) Efendimiz’e ve Din-i İslam’a yardım hususunda muazzam gayretler gösteren Sahabe-i Kiram Hazeratı, Allah yolunda pek büyük hizmetler yapmışlardır.

Daha sonra gelen İslam büyükleri ve müslümanlar da insanlığın İslamiyet’le şereflenmesi ve kurtuluşu için büyük gayretler göstermişler; bu uğurda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak milyonlarca insanın hidayetine vesile olmuşlardır.         Cenab-ı Hak, Hac Suresi’nin 40. Ayet-i Kerimesi’nde şöyle buyuruyor “…Allah kendisine yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz ki Allah güçlüdür, galiptir.”        

Yine Muhammed Suresi’nin 7. Ayet-i Kerimesi’nde: “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz  O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar” buyuruluyor.          

Şüphesiz ki Allah-ü Teala’nın kimsenin yardımına ihtiyacı yoktur. Kullarına yardım eden O’dur. Şu halde “Allah’a yardım etmek” sözü mecâzîdir. Buradaki nükte, tefsir kitaplarında şu şekilde ifade edilmiştir: “Dini fiiller cebr ile değil, kulların iradeleriyle yapılması istenen, ihtiyârî fiillerdir. Bu sebeple kulun   irade-i cüz’iyyesi olmadan elde edilmek istenen sevap ve semere hasıl olmaz. O hususta Allah’ın iradesi, kulların niyet ve iradelerine bağlıdır. İşte bu suretle Allah’ın emirlerini ifa etmek için kulların irade-i cüz’iyyelerini sarf ile hizmet etmeleri ‘Allah’a yardım’ tabiri ile ifade edilmiştir.

Yani, imandan sonra siz Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve rızasına ermek için size şart kılmış olduğu niyet ve gayretlerinizi sarf etmek suretiyle O’nun dinine hizmet ederseniz, Allah da size yardım eder; sizi galip ve muzaffer kılar. Ve ayaklarınızı sıkı bastırır, kaydırmaz. Sebat ve metanetle sizi payidar eyler demektir”[1]

Zira bir başka ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır: “Allah size yardım ederse, artık size galip gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Mü’minler ancak Allah’a güvenip dayanmalıdırlar.”[2]        

Niyet ve iradelerini Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve dinine hizmet etmek istikametinde kullananların ve bunun neticesinde Allah’ın yardımına mazhar olanların elde edecekleri mükafatlar da beyan olunmuştur.                   

 A’raf Suresi’nin 157. Ayet-i Kerimesinde; “…O peygambere inanıp O’na saygı gösteren, O’na yardım eden ve O’nunla birlikte gönderilen nûra tabi olanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.” buyuruluyor.

Bu ayet-i kerimenin tefsirinde şu ifadelere yer verilmiştir: “O nebiyy-i Ümmî’ye iman edenler ve onu düşmanlarına karşı müdafaa ile kuvvetlendirenler, O’na yardımcı olanlar, neşr-i din ve tatbik-i ahkamda hizmet ve yardım etmeyi haslet edinenler ve onunla birlikte indirilmiş bulunan nura tabi olup arkasından gidenler, yani hem onun nübüvvetiyle beraber getirdiği nur-i Kur’ân’a hem de sünnet ve siretine, emir ve nehiylerine cidden itaat edip arkasından gidenler, ancak onlar felah bulanlardır. Dünya ve Ahiret hasenesine kat’iyyen erecek ve azaptan muhakkak surette kurtulacak olanlar, yine onlardır.”[3]

        

         Allah’ın dinine hizmet ederek Allah’ın yardımına mahzar olanların, dünyadaki mükafatları ile alakalı olarak da Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyorlar: “Ümmetimden bir topluluk Allah’ın emri ile kaim olmaya devam edecekler. O topluluğu terk edip  onlara muhalefet edenler, o topluluğa zarar veremezler. O topluluk kıyamete kadar Allah’ın emri üzere olacaktır. ”[4]          

 

 

[1] Hak Dini, Kur'ân Dili, cild 6, sayfa 4379-4380

[2] Al-i İmran Suresi, Ayet 160

[3] Hak Dini, Kur'ân Dili, cild 4, sayfa 2300

[4] Sahih-i Buharî, cild 3, sayfa 1331



Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 284 | Arkadaşına gönder

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 
 
 

En son yorumlanan

Eskimeyen Dost
sitemize hoş geldiniz sayın Ahmet Ünal Çam sizinle yine ...
10/11/08 21:23 fazlası...
Gön: isra

Eskimeyen Dost
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı iç
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı için; Yayınladığınız ...
10/11/08 13:44 fazlası...
Gön: ahmetunalcam

S.u.s.t.u.m
teşekkürler:)
yorumunuz ve ilginiz için ben teşekkür ederim.
02/11/08 01:08 fazlası...
Gön: leyl

S.u.s.t.u.m
tesekkürler
yazı harika devamını bekliyorum...tesekkür ederim..
01/11/08 21:31 fazlası...
Gön: nur

Şu an sitedekiler

Üye Bağlı Değil
Sitemizde  52 Kategoride 3470  yazı bulunmaktadır.