Üye Giriş

Herkonudan Sözler

Küçük büyüğe, geçen oturana, azlık çokluğa, binen yürüyene selâm verir. (Hadîs-i Şerif—Müttefekun Aleyh)
Din

Anketler

Sitemizdeki hangi kategorideki yazılar en çok ilginizi çeker?
 

İstatistikler

Bugün355
Dün408
Bu hafta763
Bu ay763
Tüm zamanlar35645

Bağlantılı Öğeler

 
 
 
   
 
 
 
 
Türk Ahşap Sanatı PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Yazar Ber-ceste   

ahsapkapi-pano2siteOrta Asya kurganları ve Pazırık kazıları bulguları, Türkler'in ahşap işleriyle çok eskiden beri ilgilendiklerini ortaya koymuştur.

Ağaç işçiliğinin sanat olarak tanımlanması, yapıların mimari elemanlarla süslenmesinden doğmuştur. İslâm sanatında, özellikle Emevi ve Abbasi ağaç işlerinde yeni bir üsluba yöneliş dikkat çekicidir. Selçuklular da ağaç işçiliğine büyük önem vermişlerdir.Selçuklu döneminden kalma, masif ceviz rahleler üzerinde hakim dekor olarak çok sık rumî ve palmet motifleri ve Selçuklu nesih yazısı ile kitabeler göze çarpmaktadır.

Sağdaki Resim:Motif Handicrafts ahşap atölyelerinde üretilmiş palmet kompozizyonu

 Osmanlılar'da ağaç işleri ile uğraşan sanatkara verilen isim bilinmemekle birlikte bazı belgelerde “nahhat” sözcüğüyle karşılaşılmıştır.

 Osmanlılar, XV. yüzyılda genellikle bitki motifleri ve geometrik motifleri ön plana çıkarmışlar; XVII. yüzyılda özellikle Kuran muhafazaları ve rahlelerde fildişi ve sedef kakma tekniğini kullanmışlardır. XVIII. yüzyılda, Osmanlı ahşap işçiliğinin Avrupa Barok ve Rokoko tarzlarının etkisine girdiği görülür.

Osmanlı ahşap sanatında , şimşir, ıhlamur, meşe, ceviz, elma, armut, sedir, gül ve abanoz ağaçlarından yapılan eserler arasında, sütun başlıkları, kornişler, konsollar, dolap kapakları, kapı ve pencerelerin yanısıra, minber, kürsü, rahle, Kuran muhafazası, raf, kutu, kavukluk ve çekmecelere de rastlanır. Osmanlı ağaç işi sanatkarları, Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçukluları'nın uyguladıkları oyma tekniklerinden sonra kündekâri (geçme) tekniğini geliştirmişlerdir.


Kündekâri tekniği

En erken örneklerini XII. yüzyılda Mısır, Halep ve Anadolu'da gördüğümüz kündekâri tekniği küçük ölçüde geometrik parçaların, yapıştırma ve çakma işlemi olmaksızın yalnızca yivler yardımıyla birbirine geçirilmesiyle sağlanmış, bundan ötürü bu teknikle yapılan eserler, günümüze dek dış etkenlerden zarar görmemiştir. Küçük tahta parçacıklarının damarları birbirine karşıt yerleştirilmiş, böylece birinin diğerinin nem ve ısısından çarpılması önlenmiştir.Bunun sonucunda da kündekâri tekniğiyle oluşturulan eserler, yüzyıllar boyunca düzgünlüğünü koruyarak en iyi biçimde günümüze ulaşmıştır.

Kündekâri tekniği, yapılışına göre hakiki ve taklit olarak ikiye ayrılır. Bir çatma tekniği olan hakiki kündekâride, sekizgen, baklava ve yıldız formuna sahip, içi arabesk rölyefli ahşap parçalar ile bunları birbirine bağlayan oluklu ahşap kirişler iç içe geçerek bağlanmıştır. Bu parçaları birbirine tutturmak için çivi veya tutkal kullanılmamıştır.

Osmanlılar'da ağaç işleri ile uğraşan sanatkara verilen isim bilinmemekle birlikte bazı belgelerde “nahhat” sözcüğüyle karşılaşılmıştır.

 Osmanlılar, XV. yüzyılda genellikle bitki motifleri ve geometrik motifleri ön plana çıkarmışlar; XVII. yüzyılda özellikle Kuran muhafazaları ve rahlelerde fildişi ve sedef kakma tekniğini kullanmışlardır. XVIII. yüzyılda, Osmanlı ahşap işçiliğinin Avrupa Barok ve Rokoko tarzlarının etkisine girdiği görülür.

Osmanlı ahşap sanatında , şimşir, ıhlamur, meşe, ceviz, elma, armut, sedir, gül ve abanoz ağaçlarından yapılan eserler arasında, sütun başlıkları, kornişler, konsollar, dolap kapakları, kapı ve pencerelerin yanısıra, minber, kürsü, rahle, Kuran muhafazası, raf, kutu, kavukluk ve çekmecelere de rastlanır. Osmanlı ağaç işi sanatkarları, Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçukluları'nın uyguladıkları oyma tekniklerinden sonra kündekâri (geçme) tekniğini geliştirmişlerdir.


Kündekâri tekniği

En erken örneklerini XII. yüzyılda Mısır, Halep ve Anadolu'da gördüğümüz kündekâri tekniği küçük ölçüde geometrik parçaların, yapıştırma ve çakma işlemi olmaksızın yalnızca yivler yardımıyla birbirine geçirilmesiyle sağlanmış, bundan ötürü bu teknikle yapılan eserler, günümüze dek dış etkenlerden zarar görmemiştir. Küçük tahta parçacıklarının damarları birbirine karşıt yerleştirilmiş, böylece birinin diğerinin nem ve ısısından çarpılması önlenmiştir.Bunun sonucunda da kündekâri tekniğiyle oluşturulan eserler, yüzyıllar boyunca düzgünlüğünü koruyarak en iyi biçimde günümüze ulaşmıştır.

Kündekâri tekniği, yapılışına göre hakiki ve taklit olarak ikiye ayrılır. Bir çatma tekniği olan hakiki kündekâride, sekizgen, baklava ve yıldız formuna sahip, içi arabesk rölyefli ahşap parçalar ile bunları birbirine bağlayan oluklu ahşap kirişler iç içe geçerek bağlanmıştır. Bu parçaları birbirine tutturmak için çivi veya tutkal kullanılmamıştır.

ahsapkapi-pano3kuntekari 

 

 

 

 

 

Motif Handicrafts atölyelerinde üretilmiş Selçuklu motifleri taşıyan kapı göbekleri
 

Parçalar geçme olduğundan, ahşabın zamanla kuruyup ufalmasına bağlı blok şeklinde ayrılmalar ve yarıklar oluşmamaktadır. Konya Alaeddin Camii (XII.yy), Malatya Ulu Camii (XIII.yy), Niğde Sungurbey Camii (XIV.yy) ve Bursa Ulu Camii (XIV.yy) minberlerinde hakiki kündekârinin en başarılı örneklerini görmek mümkündür.

Taklit kündekâri tekniği ise, çakma ve rölyefli, tamamen çakma ve yapıştırma ve tamamen rölyefli olmak üzere birkaç grupta incelenebilir.Özellikle minber yan aynalıklarında ve kapılarda görülen çakma ve rölyefli kündekâri tekniğinde, aynalıklar ahşap blokların yan yana getirilmesiyle tamamlanır. İçi arabesk dekorla süslü sekizgen, baklava ve yıldız şeklinde parçalar birer kabara gibi rölyef halinde işlenmiştir. Bu çıkıntılı yüzeylerin arasına ise, geometrik kafesi meydana getiren kirişler çakılmıştır.

Sekizgen, yıldız ve baklavalarda çivi yoktur, ancak aradaki çıtalar çiviyle tutturulmuştur.Ahşap blokların kuruyup küçülmesi halinde panoların arasında boydan boya ayrıklar görülür.Taklit kündekarinin hakiki kündekari tekniğine en çok yaklaştığı örnekleri, Kayseri Ulu Camii (XIII.yy) ve Ankara Kızılbey Camii (XIII.yy) minberleri ile Kastamonu Candaroğlu Mahmutbey Camii'nin kapılarında görüyoruz.


Yararlanılan kaynaklar
-Skylife 04/1998, “Türk Ahşap Sanatının Öyküsü”, Devrim Erakalın
-Türk Sanatı, Oktay Aslanapa
-“Osmanlı Ahşap İşçiliği” Erdem Yücel
-“Osmanlı Ahşap Sanatı” Mimar Selçuk Şen


Motif Handicrafts Türk El Sanatları Ürünleri



Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 169 | Arkadaşına gönder

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 
 
 

En son yorumlanan

Babalar
Teşekkürler, çok güzel ifade etmişsiniz. Ancak gittiklerinde...
27/11/08 17:12 fazlası...
Gön: Ay Işığı

Babalar
Sayın İsa Yar, kıymetli yazılarınızla sizi herkonudan'da gör...
26/11/08 19:35 fazlası...
Gön: Sehl

Dua fabrikaları olmalı insanın
Çok teşekkür ederim Ay Işığı:)
24/11/08 21:17 fazlası...
Gön: Reşhâ Sahradaesinti

Dua fabrikaları olmalı insanın
Güzel yazınızı bizimle paylaştığınız için teşekkürler Reşhâ ...
24/11/08 20:34 fazlası...
Gön: Ay Işığı

Şu an sitedekiler

Üye Bağlı Değil
Şuanda 1 misafir yazı okuyor..
Sitemizde  52 Kategoride 3549  yazı bulunmaktadır.