|
Zor zamanlar nasıl aşılır? |
|
|
|
|
Yazar isra
|
Kuzey yarım küresinde mevsimler üç ayda bir değişir; fakat insan
ömründeki mevsimlerin değişmesi aylar değil, bazen dakikalar içine
sığmaktadır. Zaman olur, "bu halin içinden nasıl çıkacağım!" diye kara
kara düşünürken; zaman olur işlerimiz bir su gibi akar gider...
Bence bazen insanlar hadiseleri, bazen de hadiseler insanları idare eder. Fakat hiçbir şeyi emniyet altına alamayız.
Ve yarınlarımızın sınırlarını keskin çizgilerle belli edemeyiz...
Herhangi
bir zorluk karşısında teferruattan kaçınıp, temel esaslar üzerinde
durmak gerekir. Mesela bir kimse ile aramızda anlaşmazlık çıktı. Hemen
inadımız tutacak, kinimiz kabaracak ve iftira çamurlarıyla karşıdaki
şahsı kirletmeye çalışacağız. Bu hal dinden imandan haberdar olmayanlar
için geçerli olabilir. Dinden haberdar olanların ise içlerinden
yükselen inat ve kin feryatlarına değil, İslam'ın esaslarına uymak
zorunda olduklarını unutmamaları gerekir.
'Şu dünyada nasıl
yaşarsak mutlu oluruz'un sırrını din çözdü. Öyleyse evinde, cemiyette,
işyerinde, huzur içinde yaşayamayan Müslümanlar, İslamiyet'i gereği
gibi anlamamış sayılır.
Yapılan iş İslam'a uygun da şu veya bu
şahsa göre yanlışmış... İşte şahsi duygular öncelik alırsa, huzur
denilen şeyi kovmuş oluruz. İnsanlar sayısınca anlayış vardır. Herkesin
anlayışına tabi olmak mümkün olmadığı gibi anlayışa göre hareketleri
tanzim etmek de münakaşaya sebeptir. Biz cehennemî bir halde miyiz?
Öyle ise İslamiyet'i anlamamışız.
Unutmayalım ki karşılaştığımız
zorluk, ilk değildir. Daha evvel de birçok zorluklarla karşılaştık.
Onları sabırla, güzel konuşmayla, feragatle çözdük. Şimdi yine aynı
yolları denemeliyiz. Aklı erenlere danışmalıyız. Problemin içindeki
şahıs, hadiseleri bütünü ile göremez, gereği gibi düşünemez. Dıştan
bakanlar, hadiseyi ana hatlarıyla tespit edip, çıkış yolunu
gösterebilirler. Her zaman istişareden istifade etmek lazım.
Zorlukları çözme yerine, zor hallerin içine düşmekten kaçınmalıdır.
Bir
konuda karar vermeden önce, namaz kılınız. Namazda okuduğunuz sûrelerin
manalarını anlamıyorsanız, ilmiyle âmil olan kimselere gidip sorunuz.
Her
zaman kararınızın yanlış olabileceğini göz önünde bulundurun. Fakat
doğru bir karar vermeden önce beynimizi zorlamalıyız. Sadece akılla
kalmayıp, kalbimize de danışmalıyız. Son zamanlarda HİS denen şey,
değer kazanmış. Verdiğimiz kararda, içimizde bir kabul etmememe hali
varsa, yine beklemeliyiz. Fakat bir ölü gibi değil, diri gibi
düşünerek, sorarak ve kararımızdan şüphelenerek araştırmalarımıza devam
etmeliyiz.
Şans, sudaki balıktır. Oltanıza gelir mi gelmez mi belli olmaz. Fakat akıl sizindir ve emrinizdedir.
Çile
çeken, zorluklarla karşılaşan sadece biz değiliz. Biz insanız.
Zorluklarla karşılaştığımız gibi insan olan herkes buna benzer
zorluklarla da karşılaşacaktır. Zorlukları geçiştirmek için meşhur
kimselerin hayatlarını okumalıyız. Elbette ki meşhurların başında
peygamberler, sahabeler ve alimler gelir. Onların evleri, çoluk
çocukları vardı. Onlar da yakınlarından zarar gördü. Onlar da
haksızlığa uğradı ve onlar da bizim gibi çilelerin yumağından hayat
denilen kumaşı dokuyup giydiler.
Dereyi görmeden paçaları
sıvamayın. İleride olabilecek bazı tehlikeleri düşünüp şimdiden
üzülmek, gelecekteki kıtlık yıllarını düşünüp şimdiden yemek yemek
gibidir.
Hayat yayığında hadiselerin darbesiyle sarsılıyoruz.
Karışıklılar bir yana bu ayranın bu şekilde yağının çıkacağını da
unutmamak gerekir. Yeter ki her darbede, her halde İslam'a uymasını
bilelim. Yarınlar, inanan, 'ın emirlerini tutup O'na asker olanlarındır.
Hekimoğlu İsmail
Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 126 | Arkadaşına gönder
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. |