|
"Çıplak çıkarsa söz
Sadra inşirah gerek
Mevsimi sarmışsa güz
Vakte inşirah gerek
Tene saplanmışsa göz
Akla inşirah gerek
Küllenmişse kalbde köz
Ruha inşirah gerek..."
Y. Özkan Özburun
Yükselir ve alçalır yürek her tik takla. Ve genişleyip daralır. Bazen
yükseklerde teyaran eder de, gün olur açamaz kanatlarını, yer kuşu
olur. Daralan ve kendine büzülen yüreği neyle genişletmeli? Kabuğuna
saklanan kaplumbağa ve dikenine yumulan kirpi gibi, bunalınca yürüdüğün
yolda; nereye kaçmalı ve korumalı kendini hangi silahla?
Oturduğu
odalara, yürüdüğü yollara, zamana sığmaz da bazen yürek, sıkışmış,
daralmış bir göğüs kafesinde parmaklıklara vurarak çırpınmaya başlar.
Göğsün daralması ne büyük bir koyu gece halidir insana. Yürek yaşadığı
büyük sıkıntıyla hüzün şarkıları söylemeye başlar. Göğüs kafesi büyük
bir baskı yapar kalbin üzerine. Öyle bir hapishane olur ki, duvarları
gittikçe üzerine gelen, parmaklıklara geçecekmiş gibi kemikler
çıtırdar. Gömleğin yakası açılır, pencere açılır, genişlik aranır bir
nebze. Hallolmayan bir iş, ulaşamadığın bir netice, amacına ulaşmayan
bir çaba, tıkanmış bir yol, bir kaybediş, bir mahrum kalış, bir sukut-u
hayâl... Ve baskı altında sıkışmış bir yürek...
Bilirsin her
kışın bir baharı, her gecenin bir neharı olduğunu. Ama gecede ışıksız
kalıp, kışta üryan olup üşümekten kurtulamazsın yine de... Bu bir
süreçtir. Bir mutluluk ve muvaffakiyeti satın almak için ödenmesi
gereken bir acı bedel. Bir çile hali. Bir dua, yakarış hali. Bir yürek
yakınlaşması en merkezinden Rabbine doğru.
Yazılacak yeni bir
sayfaya, dizilecek yeni matbaa harflerine ve sunulacak yeni anlamlara
hazırlık hali. Bir tohum çatlatma, filiz çıkarma sendromu. Aczini ve
fakrını, gücünün yetmezliğini ve çaresizliğini ta ciğerinde duyup
yüreğinin boş avuçlarını açma, dolmak ve doymak isteme hali. Karnın
açlıktan zil çalması, yemek diye ağlaması gibi... Boşuna değildir bu
yürek krampları, bu içsel sancılar, bu kasılma ve büzülmeler, bu
yüreğin dışta susup içte feryat figan etmesi.
Kendinin her
şeyinle yeni bir versiyonunu, biraz daha anlamış, biraz daha
olgunlaşmış, biraz daha ibret almış ve hoşgörüsü, ‘Bu da geçer ya Hu’
su çoğalmış halinin ortaya çıkması süreci...
Evet oldukça
hüzünlü, sıkıntılı, bekleyişli olur böylesi daralma zamanları. Tıpkı
bahardaki güzel elbiseli, çiçek ve meyveleri bol, ellerini uzatıp
herkese tebessümlü ikramları olan, dallarında kuşları sevgi dolu
şakıyışlarıyla misafir eden, onlara yuvalık eden ağacın sonbahardaki
hüzünlü hali gibi... Kuru kemikleriyle takır tukur, elbiselerinden
soyunup üryan, boş ellerine kimsenin dönüp bakmadığı, dallarında
kendini büyüten kuşların çoktan terk ettiği, etrafa sunacak iyi bir
şeyleri olmadığı için hal hatırı sorulmaz olan, öksüz kalan,
darülacezelik olan ağaçlar gibi...
Oysa sonbahar, bahar türküsü
ve duasıdır. İnsan bittiği yerde başlar yeniden. Bu yürek daralması
süreci bir bitiş ve yeni bir oluşuma hazırlanma sürecidir zira. Ne
olursa olsun, ortaya eskisinden daha iyisi çıkacaktır mutlaka...
Ağrıyan
ve ağlayan yüreğini alıp Rabbine gitmektir tek çare. Zira O sığınılacak
tek melce, yardım istenecek tek merci, yaslanacak tek dayanak,
beklentiler boşa çıkmayacak tek umut kapısıdır.
Güller açmış
yerlerinin gün olup küle döneceğini görürsün de, küle dönmüş
yanlarından yeni güller açacağını da hatırda tutarak, şimdiye dek böyle
olmasının yine böyle olacağının delili sayarak, bu daralma ve
inşirahlar bekleme süreçlerini yine de ümitle, şükürle geçirmeli insan.
‘Çilem mübarek olsun, gözyaşım helal olsun’ demeli... Zira acılar
durduk yere çekilmez. Kalp boş yere atıp durmaz. Tik taklarıyla inip
çıkarken vücudu besler tepeden tırnağa... İnmesi de çıkması da,
daralması da genişlemesi de hikmetli ve faydalıdır. Orada hayat vardır
zira...
Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle... Ve
geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin
arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla...
Hülya Kartal
Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 124 | Arkadaşına gönder
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. |