Hattat Tahsin Bey, günlerdir üzerinde çalışıp
bitirdiği levhayı, sahaflar çarşısındaki hat sanatlarının satıldığı dükkana
getirdiğinde, takip edildiğinin farkında değildi. Her gelişinde olduğu gibi,
daha önce getirdiği levhanın parasını tahsil etti. Dükkan sahibinin ricasını
kırmayarak, köpüklü Türk kahvesini içti. Beş on dakika laflayıp dükkandan
çıktı.
25-30 yaşlarındaki gaspçı Emin aylardır plan yapıyordu. Tahsin Beyin çok düzenli bir hayatı olduğunu keşfetmiş, onu kaçırmanın çok kolay
olacağına kani olmuştu. Evet kaçırmak. Bir kuytuda yolunu kesip, sattığı
levhanın yüklüce meblağını gasp etmek çok kolaydı kendisi için, ancak o daha
fazlasının peşindeydi.
Emin iki yıldır kimsenin pek bilmediği bir çiftlikte çalışıyordu. Çiftlik
sahibi, çalıştırmaktan ümidini kestiği baba yadigarı bu
çiftliği, en azından ayakta kalır ümidi ile Emine teslim etmişti.
Emin, Yadigarla altı
yıldır evliydi ama çocukları olmamıştı. Üstelik eksiklik de kendisindeydi.
Mutlu bir hayatları olduğu söylenemezdi. Üstüne üstlük karısının paraya olan
düşkünlüğü Emini
şirazeden çıkarmış, karısını kaçırmamak için haram yollara tevessül etmişti.
Tek başına yaptığı hırsızlık ve kapkaçlar bini bulmuştu ama, gözlerden uzak
çiftlik sayesinde yakayı ele vermemişti. Bu planının da başarılı olacağından
adı gibi emindi.
Aklına göre planı şöyle cereyan edecekti: Şehrin sessiz mahallelerinden
birindeki konakta oturan Tahsin Beyin yalnız yaşadığını biliyordu. Konağa gelip gidenler vardı ama, bunlar
sadece hat sanatını öğrettiği talebeleri ve sanat arkadaşlarıydı. Evde Tahsin
Beyden başka
kimsenin olmadığına kanaat getirdiği bir gün, hat öğrenmek isteyen biri gibi
kendini tanıtarak eve girecekti. Silahla tehdit edip, hat malzemelerini de
alarak, Tahsin beyi doğruca
sahaflar çarşısına getirecekti. Levhaların satıldığı dükkan sahibine kendisini
öğrencisi gibi tanıtmasını sağlayarak, bir müddet çarşıya inemeyeceğini,
levhaların satış paralarını öğrencisinin alacağını söyletecek, oradan çıktıktan
sonra, yerini tahmin edemesin diye yolu çok daha fazla uzatıp, çiftliğin yolunu
tutacaktı. Haliyle giderken müsait bir yerde de, çiftliğin yerini görmemesi
için ellerini ve gözlerini bağlayacaktı. Ondan sonrası kolaydı. En az bir ay çiftlikte
tutarak bol bol hat yazdırıp, peyderpey çok yüksek fiyata satacaktı. İşi
bitince de Tahsin Beyi gözleri
bağlı olarak getirip evinin önüne bırakacaktı. Hemen arkasından da, daha önce
iş bağlantısı yaptığı, başka bir şehirdeki çiftliğe doğru yollanacaklardı.
Uzatmayalım, zamanı geldiğinde gariptir ki kaçırma planı aynen istediği gibi
sonuçlandı. Her şey tıkır tıkır işledi. Hiçbir zorlukla karşılaşmadı. Yadigarı da ikna ettiği için her şey süt limandı. Tahsin Bey de hakeza. Gayet
rahat tavırları ve diyalogu ile ev sakinlerinin sakinleşmesine yardımcı oldu.
İlk gün hattat Tahsin beyi el
üstünde tuttular. İyice dinlenmesini sağladılar. İkinci gün hemen başlaması
için rica ettiler. Tahsin bey, onları anladığını, merak etmemelerini, en güzel
levhalarını yaparak onlara yardımcı olacağını söyledi. Azami itina göstererek
birkaç saat içinde bir levhasını tamamlayınca, Eminin içine kurt düştü. Şüphe etmedi de, deneme için levhayı kaça
satabileceğini merak etti. Düşüncesini Tahsin Beye aktardı. Tahsin bey merakında haklı olduğunu, eğer satmak istiyorsa,
telefon ederek kendisine yardımcı olacağını söyledi. Emin, Tahsin Beyin telefonla söyleyeceği ifadeyi yazıya döküp eline tutuşturdu.
Tahsin Bey Dükkan sahibine: Daha önce size tanıştırdığım, Emin adındaki öğrencim bugün akşama doğru
bir tablomu getirecek. Paraya ihtiyacım olduğu için hemen ödemeyi yaparsanız
berhudar olurum. Dedi.
Emin, Tahsin beyi
kollaması için silahı Yadigara teslim ederek çıktı ve yine kaçırma zamanındaki gibi kolayca işi
halletti. Yüklü miktardaki parayı alarak çiftliğe döndü. Tahsin Bey şöminenin
karşısında, huzur içinde çalışıyordu. Emin, ağzı kulaklarında, mutluluktan sesi
çatallaşarak bağıra çağıra Tahsin beye teşekkür etti.
Ertesi gün Emin daha güneş doğmamışken bir dürtüyle uyandı. Önce bir anlam
veremedi ama gözlerini ovuşturup kendine gelince, odanın içinin polislerle dolu
olduğunu gördü. Sorular yumağına sarılı bir vaziyette Yadigarla birlikte kelepçelendi. Her ikisi de gözlerini Tahsin Beyden ayırmadan, bön bön bakar vaziyette polis otosuna bindirildiler.
Nasıl yakalandıklarını hiçbir zaman anlayamayacaktılar ama, bir gazete haberi,
hem nasıl yakalandıklarını, hem de cahilliklerini bıçak gibi sapladı
yüreklerine.
Meğer, Hattat Tahsin Bey, o levhada kaçırıldığını ifade eden bir istif yapmış.
Dükkan sahibi de alışılmışın dışındaki yazı istifini inceleyip okuyunca, Emini biraz bekleterek polisin onu takip etmesini sağlamış. Sabah
mahmurluğu da yakalanmalarını kolaylaştırmış.
Osman
SUROĞLU
Irmak dergisi
Beğendiğim metinlere ekle (2) | Görüntüleme sayısı: 386 | Arkadaşına gönder
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. |