Üye Giriş

Herkonudan Sözler

Korkuarınızı kendinize saklayınız, cesaretinizi paylaşın.-Robert -Luis steveson-
Edebiyat

Anketler

Sitemizdeki hangi kategorideki yazılar en çok ilginizi çeker?
 

Bağlantılı Öğeler


 
 
 
   
 
 
 
 
Geothe Müslümanmıydı? PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Yazar Administrator   
Image18. asrın ortalarında doğan büyük dâhi, edip, şair, ressam, mütefekkir, devlet adamı Goethe; Avrupa Edebiyatında bir devir açan adam olarak tanınır. Fakat onun bilinmeyen ve hatta kasıtlı şekilde gizlenen bir yanı vardır ki, bu da Avrupa'da, özellikle Almanya'da ilk İslâm sempatisini uyandıran kişi olmasıdır. Bir çok Avrupalı onun açtığı aydınlık çığırdan giderek İslâm'ı bulmuştur. Bernard Shaw, bu gerçeği şöyle dile getirir:

 

"19. asırda Carlyle (Karlayl), Goethe (Göte), Gibbon gibi insaflı ve namuslu mütefekkirler, Hazret-i Muhammed'in dinindeki yüksek kıymeti sezmişler ve bu suretle Avrupa'nın İslâmiyete karşı davranışında bir değişme olmuştur. Daha şimdiden milletime ve diğer Avrupa milletlerine mensup çok kimseler Muhammed'in (s.a.v.) dinine girmiş bulunuyorlar. Avrupa'nın İslâm'laşmağa başlamış olduğunu söyleyebilirim."

Alman Müslümanlardan olup İslâm'a büyük hizmetleri dokunan imanlı insan Hacı Ahmed Schmiede de bu gerçeği şöyle anlatır:
"...Biz Alman Müslümanlarının İslâm câmiasına ayak basarken eli boş gelmediğimizi, İslâm edebiyatına ölmez Gothe'mizin eserleriyle iftiharla girdiğimizi kaydetmeliyim."

Goethe, İslâm'a karşı ilk alâka ve muhabbeti daha 23 yaşındayken duydu. Teolog Herder'in kendisine verdiği Kur'an tercümesine dair araştırmalar yaptı ve Kur'an'ı tam olarak aksettirmekten çok uzak olan bu tercüme bile onu hayran bıraktı. Hıristiyanların İslam dinine müsamaha ile yaklaşmalarını "nurlandırıcı bir tolerans" olarak gördü.

İslâm'a hizmetkâr bir Alman Müslüman olan Ahmed Schmiede'nin deyimiyle, "Goethe'nin zamanında Müslümanlık hakkında mevcut eserler, dinimizi bitaraf göstermekten çok uzak idi."

Kur'an tercümelerine varıncaya kadar, kaleme alınan her kitapta, Müslümanlık ancak kötüleniyordu. Bu kadar düşmanca tasvirlerin satırları arasından yine de İslâm'ın yüce hakikatini, Kur'an'ın azametini duyabilmek, atılan çamurların arasında pınarın berrak suyunu seçebilmek için gerçekten hidayet ışığına ihtiyaç vardı. Biz inanıyoruz ki, Goethe, hidayete kavuşmuştur. Allah, zulmet içinde hüsnüniyetle nur arayan kimseyi tek bırakmaz. Goethe ise, arıyordu. 23 yaşında iken Goethe'nin meşhur Alman Mütefekkiri Herder'e yazdığı bir mektupta şu sözleri okuyoruz:
"— Kur'an'da Musâ'nın dua ettiği gibi dua etmek istiyorum: Ya Rabbi, dar göğsümü genişlet!"

O tarihlerde kaleme alınan bir takım yapraklarda Şairin kendi eliyle yazdığı Kur'an âyetleri, Arapça gramerine ait notlar vs., Gothe'nin genç yaştan itibaren Kur'an'a ve Arap diline vukuf kazanmağa cehdettiği bize malûm olur. En çok tekrar ettiği âyetler, Allah'ın, gözü gören insanlar için tabiatta tecelli ettiğini beyan edenleridir. Burası bilhassa dikkate değer bir husustur: Bir çok hidayete erenler gibi, Goethe'yi de, İslâm mesajının tabiat hâdiselerine uygunluğu, Kur'an'da ifadesini bulan İlâhî kanunun, tabiat safhalarına mutabakatı heyecana getirmiş, hayranlığa, vurgunluğa götürmüştür.

Daha ziyade hissiyattan doğma bu vurgunluktan sonra, bir an gözün açılıyor. Görüyorsun ki, vurulduğun bir zahiri güzellik değildir. O, öyle bir şümullü sistemdir ki, onun yanında bütün diğer dünya görüşleri ve dinler sönük kalır. Goethe, bu hakikati, Eckermann'la yaptığı konuşmalarda şöyle dile getirir:
"Görüyorsunuz ki, bu inancın hiç bir eksikliği yoktur. Biz, bugün ne kadar sistemlerimiz varsa, daha ileri gidemedik. Zaten, hiç kimsenin ondan daha ileri gitmesi mümkün de değildir. Müslümanların bu felsefî sistemi, faziletin hangi basamağında durduğumuzu öğrenmek üzere kendimize ve başkalarına tatbik edebileceğimiz yararlı bir ölçüdür."

Ve itiraz kabul etmez bir kesinlikle İslâm'ın şümulünü anlatır:

"
Çılgınlıktır, herkesin her hususta
Kendi özel görüşünü övmesi.
Madem ki İslâm, Allah'a teslim olmak mânâsınadır:
Öyle ise hepimiz İslâm'da yaşayıp ölmekteyiz!
"

Bu kesin teslimiyet, Goethe'yi en çok cezbeden noktadır. İslâm fikriyatında önemli gördüğü hususları sayarken, Şair en başta,
"Allah'ın bilinmesi mümkün olmayan iradesine karşı kayıtsız şartsız teslimiyet" unsurunu zikreder ve der ki:
"İslâm, yaşama uygun düşen bir şiiriyete yer verir. ...Allah'ın birliği, iradesine teslimiyet, peygamberin aracılığı, — bütün bunlar — inancımıza, tasavvurlarımıza uygun gelir."

Allah'ın birliği hususunda Goethe'den doğrudan doğruya İslâmî bir taviz vermezlik müşahede edilir:
"Bir olan Allah'a iman, daima ruh yükseltici etki gösterir. Zira, bu inanç insana, kendi iç âleminin vahdetini (birliğini) hatırlatır."



Ve İslâm'ın esası olan vahdaniyete atfen Şair, Hz. İsa'yı da tam İslâmî düşünce tarzı ile töhmetten kurtarır:

"
İsa temiz duygu ile düşünürdü
Sadece tek Allah'ı sakinlikle;
Onu (İsa'yı) Tanrı yapanlar
Mukaddes niyetini rencide etti.

Ve böylece hak olduğu görülür
Muhammed'in başardığı;
Yalnız vahdet mefhumu ile o
Bütün âleme galip geldi.
"

Bu teslimiyet inancı dev Şairi, gözümüzü yaşartan, âsil bir tevazuya, tertemiz bir imana götürür:

"
Kur'an'ın ezelden olup olmaması diye
Bir şüphe beni uğraştırmaz!
Kitapların kitabı olduğuna iman ederim.
Müslüman olarak bana farz olduğu gibi!
"

Kur'an-ı Kerîm, Şair'in yol göstericisidir:

"
Dalâlet beni şaşırtmak ister;
Ancak sen şüphelerimi dağıtmasını bilirsin.
Amellerimde, şiirlerimde,
Sen yoluma istikamet verirsin.
"

Goethe'nin sevdiği gelini hastalandığında Şair, bir doktor dostuna yazdığı mektupta, ümitsizliğe kapılmadığının sebebini açıklar:
"Başka bir diyeceğim yok. Bu mes'eledeki dayanağım, yine de İSLÂM'dır."

1831 yılında kendisinden teselli isteyen bir kadına Goethe der ki: "Bu hususta kimse başkasına nasihat veremez. Herkes, ne yapacağını bizzat kendisi tayin eder. Maamafih kendimize ne türlü cesaret vermeğe çalışırsak çalışalım: Biz hepimiz İSLÂM'da yaşıyoruz."

Bu ve benzeri sözlerden anlaşılıyor ki, Goethe İslâm'ın esası olan "Allah'a teslimiyet" kaidesini bizzat yaşayarak, hayatında ve eserlerinde canlandırarak değerlendirmiştir.

Yukarıdan beri getirdiğimiz misalleri okuyanlar, zannımca, Goethe'nin — en azından — fikren Müslüman olduğu kanaatına varmaktan kendilerini alamazlar. Fakat bunlardan başka, bu büyük Alman Şairi'nin, hakikaten, fiilen ihtida etmiş (Müslüman olmuş) olabileceğine delâlet eden kuvvetli alâmetler de mevcuttur. Şöyle ki: Napolyon'a karşı ittifak kurmuş devletlerden olan Rusya'nın ordusuna mensup bir Müslüman Başkırt taburu, 1816 yılında uzunca bir müddet Weimar şehrinde kalır. Şair'in günlük hatıra defterinden anlaşıldığı üzere, İslâm asker ve zabitleri Goethe'ye büyük izzet ve ihtiramda bulunurlar, "özel iltifat" gösterirler. Şair'in evinden Müslüman misafirler esik olmaz. Nihayet Goethe, Başkırt Müslümanlarının İmamı ile görüşür ve bir gün Weimar Protestan Lisesi'nin salonunda kılınan toplu namaza katılır.
Şairimizin sözü geçen İslâm din adamı huzurunda şehadet kelimesi getirip getirmediğini kesinlikle bilmiyoruz. Ancak, unutmayalım ki, yukarıdaki şaşırtıcı bilgileri gün ışığına çıkaran Müslüman olmayan âlimlerdir. Goethe'nin etrafında toplanan bilgi mecmuu içerisinde bu son gerçeği, yani fiilen Müslüman oluşunu ortaya atarlar mı? Bilmem, bu kadar feragat ve âlicenaplık beklemek fazla değil mi? Onun için bu husustaki araştırmayı, Müslüman olan Germanistlerden beklememiz daha doğru olur.

Ancak, ortada Goethe'nin kendi sözü vardır. Weimar'daki hâdiselerden az sonra te'lif edilen meşhur "Batı-Doğu Divanı"nın çıkacağını müjdeleyen ilânda Şair, herkesi hayrete düşüren bir ifade kullanarak "bizzat kendisinin de Müslüman olduğu hususundaki şüpheyi reddetmediğini" açıklar.

Sanırım ki, büyük Alman Şair ve mütefekkirinin İslâm'la ilişiğinin, bizzat ihtida hâdisesine kadar varmış olabileceği merkezindeki düşüncemiz, yukarıda arzedilenler karşısında, herhalde dayanıksız bulunmaz. Fakat kesinlikle şunu söyleyebiliriz ki, İslâm dini, medeniyeti, ahlâkı, Goethe'nin hayatı boyunca son derece önemli etki göstermiş, eserlerine ruh vermiş ve Şair'i en azından fikren Müslüman olarak davranmağa ve hareket etmeğe sevketmiştir.

Vehbi Vakkasoğlu



Beğendiğim metinlere ekle (12) | Görüntüleme sayısı: 2108 | Arkadaşına gönder

Yorumlar (2)
RSS yorumları
1. 16-08-2007 05:34
 
Quote:
1831 yılında kendisinden teselli isteyen bir kadına Goethe der ki: \"Bu hususta kimse başkasına nasihat veremez. Herkes, ne yapacağını bizzat kendisi tayin eder. Maamafih kendimize ne türlü cesaret vermeğe çalışırsak çalışalım: Biz hepimiz İSLÂM\'da yaşıyoruz.\"

 
 
çok güzeldi tşkler...
Kayıtlı
 
leyl
2. 18-10-2007 05:54
 
Goethe Müslüman miydi ?
Johann Wolfgang von Goethe, 1749-1832 
 
Bati dünyasinin gelmis gecmis en büyük edibi olarak kabul edilen Wolfgang von Goethe (1749-1832),  insanlik her seyini Hz. Muhammed'e (Sallallahu Aleyhi Vesellem) borcludur " derken, hem kendi cagdaslarini, hem de 20. yüzyilin Avrupa'sini hayrette birakiyor. 
 
Onun islamiyet hakkinda ileri sürdügü düsünceleri, disaridan bir sempatizanin sörleri olarak degil, icinden bir mensubunun ifadeleri olarak kabul etmek gerekir. Goethe'nin "Mahomet's Gesang- Muhammed'in Nagmesi" isimli siiriyle (bkz. Bir Gül Demeti, s.18) baslayan bu alakasi, Faust'tan sonra en büyük eseri kabul edilen, "Dogu-Bati Divani"'nda zirvesine ulasmis ve yazar, bu eserin girisinde, "son derece sasirtici" olarak yorumlanan su ifadeyi kullanmistir: 
 
"BU KiTABiN YAZARi, BiZZAT MÜSLÜMAN OLDUGU SEKLiNDEKi KANAATi REDDETMEZ" 
 
Yukaridaki sözler, Goethe'nin islamiyeti kabul ettigine dair son derece kuvvetli bir delil teskil etmektedir. Zaten kendisi, Kur'an-ın indirildigi geceyi, yani Kadir gecesini bizzat kutladigini da aciklamaktan cekinmemistir. Goethe'nin İslamiyetle ilk karsilasmasi, 23 yasinda iken inceledigi bir Kur'an tercümesiyle olmustur. 
 
Bu tercüme, Kur'an'ın orijinal metninden cok uzak olmasina ve ifade yanlislariyla dolu bulunmasina ragmen Goethe'yi hayran birakmis ve ona su sözleri söyletmisti: 
 
"Kur'an'ın, kitaplarin kitabi olduguna islımi vecibeden dolayi inaniyorum." 
 
Goethe, gelinin 1820 yilindaki hastaligindan duydugu aciyi, bir arkadasina yazdigi mektupta söyle ifade ediyordu: 
 
"Burada da kendimi İslamiyette tutmaya çalismaktan baska yapacak bir seyim kalmiyor" 
 
Goethe ölümünden bir yil önce de Eckermann'a söyle demisti: 
 
"Sevgili çocugum, bizim Uluhiyyet fikrinden ne haberimiz var ki ? Ve bizim dar tasavvurumuz, o yüce varliktan neler anlatabilir ki ? Ben de bir Türk gibi Allah'iyüz isimle tesbih etmeye çalissam, yine de o sonsuz kudrete karsi bir sey söylemis olamazdim" 
 
Goethe 22 Mart 1832 yilinda hayat yolculugunu tamamladi. Ölmeden önce eliyle gögsüne sürekli olarak W harfini çiziyordu. Leo Kettler, bu W harfinin Goethe'nin ilk ismi Wolfgang'a isaret ettigini açiklamisti. Oysa ki Goethe'nin Kur'an harflerine uzun süre calistigi ve Allah lafzini cok iyi yazdigi bilinmekteydi. 
 
Size okumus oldugunuz yazisini tercüme ederek yayinladigimiz A. Moghaddas: 
 
"iste bu sebepten dolayi Goethe'nin, birçok hristiyanin ölüm aninda gögüslerine elle çizdikleri haç yerine, Allah lafzini yazdigini saniyoruz" demektedir. (Bilindigi gibi Allah lafzinin basindaki elif olmazsa, mana degismemekte ve Allah kelimesinin yazilisi tam olarak W harfine benzemektedir) 
 
Zafer dergisi, Sayi 200, 1993 null
Kayıtlı
 
Sehl

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki
 
 
 
 
 

Bağlantılar


En son yorumlanan

Eşimin bir melek olmasını isti...
evet ama nasil görmem
gercekten dogru ama bir konu haric insanlar nicin evlenirler...
16/07/08 22:20 fazlası...
Gön: hidayet kocak

Selimiye camiinin yapılışı
acaba teknik imkanlar nasildi ozaman
demek ki biz sunu yapamayiz diye bir sey yok istenirse yapi...
02/07/08 22:32 fazlası...
Gön: hidayet kocak

İnsan Beyni
teşekkürler
07/06/08 14:25 fazlası...
Gön: setre

Aileyi sarsan mail çet ve cep ...
teşekkürler, çok faydalı bir paylaşım olmuş
22/05/08 11:47 fazlası...
Gön: evvah

Şu an sitedekiler

Üye Bağlı Değil
Sitemizde  51 Kategoride 2558  yazı bulunmaktadır.