Şam civarında vefat eden “Muhammed bin Müslim” hazretlerine, bir gün bazı sevdikleri gelerek;
- Efendim, Resulullah'a salevat okumanın fazileti ne kadardır? diye sordular.
Cevaben şunu anlattı onlara:
Eshab-ı kiramdan “Ebu Talha” hazretleri, bir gün Resulullah'ı ziyarete geldiğinde Onu çok sevinçli görüp sordu:
İnsanlarla iç içe olmak, onlar için muhabbet beslemek ve her fırsatta güzellikleri sergilemek “sevgi insanının” özelliğidir. Baktığında yüzünde güller açan, konuştuğunda yüreklere su serpen, bir sıkıntın olduğunda yanında olacağını bildiğin insanlardır onlar. Böyle bir dost; vefa abidesidir âdeta. Sırtınızı dayadığınız sağlam bir duvar gibidir.
Ayakları sağlam ve imanları kuvvetli olan arifler bile imansız gitmek korkusu ile yaşamışlardır. İmansız gitmemek için ellerinden gelen ne geldi ise yapmışlardır. Başkalarını da bu tehlikeden korumak için neler yapmalarının gerekli olduğunu bildirmişlerdir. Alimler imansız gitmeğe sebeb olan birçok alâmetler sayarlar. Bunlardan bazıları şunlardır:
Süfyan-ı Sevrî hazretleri bir gün şiddetle ağlıyordu. O kadar ki, kendinden geçmişti. Yanındakiler onu kasdederek : «Koskoca bir âlim ağlıyor!» dediler.
O da onlara şu karşılığı verdi: «Biz, bir zamanlar günahlarımız için ağlamıştık. Şimdi ise İslâm için ağlıyoruz. O yüce ve eşsiz nimetin elimizden çıkmasından korkuyoruz! Öyle kul vardır ki, hâlen puta tapmaktadır.
Hz İsa (aleyhisselam) devrinden sonraki zamanlarda yaşayan azılı bir katil adam vardı Bu adam tam doksan dokuz kişiyi öldürmüştü Bir gün yapmış olduğu işin yanlış olduğunu anladı ve tevbe etmeye karar verdi Ancak kendisi gibi o kadar insanın canını almış azılı bir katilin tevbesini acaba Allah kabul eder miydi? Bu soru beynini kemirip duruyordu