| |
Din |
|
İslami Hayat
|
|
Yazar coral
|
|
Allah adamları, mevcuda kanaat eder; yiyecek, giyecek, binek vasıtası, mesken ve benzeri dünyalıklarda fazlasını istemezlerdi.
Hakim-i Tirmizi hazretlerine, “Kanaat nedir?” diye sorulunca, “İnsanın kısmetine düşen rızkına razı olmasıdır” cevabını vermişti.
Muhammed bin Vâsi' hazretleri, ekmeğini tuza veya sirkeye bandırıp yerdi. Derdi ki : “Dünyadan bu kadarına kanâat ve rıza gösteren, insanlar için kendini zelîl kılmaktan kurtulmuş olur!”
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 63 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Hikaye ve Kıssa
|
|
Yazar Gül-efşan
|
|
Hacı Bayram Veli, Sultan II. Murad'ın saygı duyduğu manevi önderlerdendi. Hükümdarın Hacı Bayram'a saygısı o derece büyüktü ki ona mürid olanlardan vergi almıyordu. Ama gelin görün ki bütün Ankara halkı Hacı Bayram'ın müridi olduğunu iddia ediyordu. Ankara'da kimden vergi istense "Ben Hacı Bayram'ın müridiyim" deyip işin içinden sıyrılıyordu. Bu durum hükümdara yansıtıldı. Hükümdar Hacı Bayram'a bir mektup gönderip, "Gerçek müritlerinizin sayısını bana bildiriniz, sizin bildirdiğiniz herkes vergiden mual tutulmak üzere kabulümdür"dedi.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 54 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
İslami Hayat
|
|
Yazar su misali
|
|
Edep, bir toplumda örf, adet ve kural halini almış iyi tutum ve
davranışlar veya bunları kazandıran bilgi anlamında kullanılan
terimdir. Terbiye, kavlen, fiilen insanlara lütuf ile muamele etmek,
güzel ahlak, usluluk, haya, sünnete uygun hareket etmek demektir.
İmamı Rabbanî, edebi şöyle tarif eder: “Bilesin, âdaptan velev ki bir
edebi muhafaza, mekruhlardan velev ki tenzihi olsun bir mekruhu terk
etmek, zikirden, tefekkürden, murakabe ve teveccühten çok daha
eftaldir.”
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 49 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
İlim öğrenelim
|
|
Yazar coral
|
|
Abdülhâlık Goncdüvânî hazretleri, duâsı makbûl bir zât idi. İnsanlar, duâsını alabilmek için uzak yerlerden gelirlerdi. Birgün birisi gelip:
- Efendim, son nefeste selâmetle gidebilmemiz için duâ buyurun, dediğinde;
- Her kim farzları edâ ettikten sonra, duâ ederse duâsı kabûl olur. Sen farzdan sonra duâ ederken bizi de hatırlarsan biz de seni hatırlarız. Bu durum hem sizin, hem de bizim için duânın kabûl olmasına vesîle olur, buyurdu.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 58 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Genel yazılar
|
|
Yazar coral
|
|
Ali Ramiteni hazretleri buyurdu ki: Günah işlememiş bir dil ile dua ediniz ki, kabul olsun! Yani, Allah dostlarının huzurunda tevazu eyleyiniz, yalvarınız da, sizin için dua etsinler. İstigase, yani bir Veliye tevessül de, bu demektir.
İsa aleyhisselama gelip derler ki, dua ediyorsunuz, devasız hastalıklar iyi oluyor. Hangi duayı okuyorsunuz, bize de söyler misiniz? İsa aleyhisselam da onlara okuduğu duayı söyler. Adamlar bir süre sonra tekrar gelirler, efendim okuyoruz okuyoruz bir şey olmuyor, acaba bize yanlış dua mı öğrettiniz derler.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 42 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
İslami Hayat
|
|
Yazar Tuğra
|
Makam, mevki, mal, mülk, zenginlik... Allahü teâlânın insanlara verdiği güzel nimetlerdir. Aynı zamanda bir imtihan vasıtasıdır bunlar. Nimet sahibi kimseler, önceki hâllerini unutup kibir ve gurura kapılırlarsa, imtihanı kaybederler. Bunun sonucu olarak da, hem dünyaları, hem de ahiretleri perişan olur. “Kestane kabuğundan çıkmış; kabuğunu beğenmemiş”, “Sonradan görme” gibi, bu tür insanlar için söylenmiş güzel sözler vardır dilimizde.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 53 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Genel yazılar
|
|
Yazar coral
|
|
İslam büyükleri, dua talep edildiğinde, kendilerinin buna layık olmadığını söylerlerdi. Kendilerinin yapacakları duaları kabule şayan görmezlerdi. Kendilerini kabahatli, kusurlu görürlerdi. Allahü teâlânın edilen duâları kabul etmesi için, gerek dünyada, gerekse âhirette insanı utandıracak gizli- açık bir kabahatin bulunmaması gerektiğini düşünürlerdi.
Aliyyül-Havvâs hazretleri bu konu ile ilgili buyurdu ki: “Her kim duâsının red olunmamasını isterse, günahsızlıkta melekler gibi olmalıdır!”
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 58 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Genel yazılar
|
|
Yazar isra
|
|
İnkar edilmeyen gerçeklerden biri de gözlerimizin birer fotoğraf makinesi oluşudur. Baktığı şeyin derhal fotoğrafını çeker, sonra da onu çöplüğe atıp da unutmaz. Belki en mühimi, hayal deposuna yerleştirir, oradan kalb gözüyle her an seyretmeye mecbur kalırsınız.Bundan dolayı insanlar neye çok bakıyorlarsa onun fotoğrafını çekiyorlar, neyin fotoğrafını çekiyorlarsa onu seyrediyorlar demektir.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 72 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 28 - 36 Toplam: 277 |
|
|