Üye Giriş

Herkonudan Sözler

Gölgemde kimseler oturmuyor, harabe ve çatlaklarımdan, üzerlerine yıkılacağımdan korkuyorlar.
Mizah

Anketler

Sitemizdeki hangi kategorideki yazılar en çok ilginizi çeker?
 

İstatistikler

Bugün213
Dün222
Bu hafta213
Bu ay1106
Tüm zamanlar16713

Bağlantılı Öğeler

 
 
 
   
 
 
 
 
Yaşamak "Bir Daha" Değil PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Yazar Ber-ceste   
023Gözlerimi açtım. Yapışkan göz kapaklarının ardında uyuşuk bir bedenin içinde buldum kendimi. Gün doğmuştu. Sabahın tazeliği kaybolmuştu. Seher vaktinin çiğleri kurumuştu. Fecrin cıvıltıları susmuş, şehir homurtuları başlamıştı. Güneş benden önce uyanmıştı.

Nasıl da imrenirim böylesi vakitlerde, güneşin henüz doğmadığı yerlerde olanlara. Şimdiki pişmanlığımı alıp yanıma, Atlas Okyanusu’nun ucunda bir ıssız adaya atmak isterdim kendimi. Henüz güneşin doğmadığı o yerde, heyecanla sabah namazı vaktini bekleyenlerden olmak için neler vermezdim.
Şimdi haritanın o yerinde olmakla, öylesine tatlı bir bekleyişin kahramanı olacaktım ki... Öylesine kârlı bir secdenin eşiğinde duracaktım ki... Öylesine derin bir huzurun eşiğine baş koyacaktım ki...

Kaçırdım. Bir daha yetişemeyeceğim kadar uzakta artık bugünün seher vakti. Hüsran... “Göçtü kervan, kaldık dağlar başında...” Sofra kaldırıldı. Dostlar dağıldı. Kutlu alışveriş tezgâhı toplandı. Gül tazeliğini yitirdi. Kuşlar lâl oldu. Bir daha içinde var olamayacağım o vaktin. Asla o vaktin secde edeni olamayacağım. Herkesi uykuda bırakıp alnını sonsuz bir uyanıklıkla secdeye koyanlara eşlik edenlerden sayılmayacağım. O vaktin uyanığı yazılmayacağım ebediyen. Geç kaldım. Sanki şimdi vaktin sahtesine kaldım. Sanki varlığın kucağından kovuldum. Üvey oğluyum vaktin.

Sığlaşıyor her şey. Kazaya uğruyor namaz. Secde uzağında kalıyor alnımın. Seccadem beni tanımıyor gibi. Gövdemin değdiği yerler soğuk. Çırpındıkça yanan bir pervane gibi yüreğim. Coştukça kül oluyor. Yakınlık vaad etmiyor hiçbir köşe.

Bir yanım ağlıyorken, diğer yanım susturmaya çalışıyor. Bir yanım kanarken, diğeri kabuk bağlıyor. Savunmam hazır: “Bir sabahı kaçırmaktan ne çıkar? Nasılsa, dün kaçırmamıştın. Önceki gün de. Bu sabah olmadıysa, yarın sabah var.. Üzülecek ne var!” Ama “hayatımın olayı bu” diyor içimden daha cılız bir ses. “Ya şimdi ya hiç...”

“Şimdi” o kadar sahici ki, “sonralar” da “önceler” de hiçe iniyor onun sahiciliği karşısında. Şimdi diye bildiğim dünün kopyası değil. Şimdi diye yaşadığım yarının gölgesi, müsveddesi, denemesi değil. Bana “bugün”ümü veren, hiç yoktan veriyor. Hiç ummadığım halde veriyor. Hiç hak etmediğim halde hediye ediyor. “Bugün dünkü nefeslerinin kopyasıyla idare et!” demiyor. “Bugünlük kalbini durduruyorum, dün ve önceki günler çalıştırdığım yeter!” demiyor. Bugün, yine ama yeniden çalışıyor kalbim. Kanım terütaze bir heyecanla dolanıyor. “Yarın nasılsa sana rızık vereceğim, bugünkü suyunu, ekmeğini, nefesini yarına erteliyorum. Bana biraz vade tanı.” demiyor. “Günlerce baktın gözlerinle, bugün de görmesen ne çıkar!” sıradanlığıyla muhatap olmuyor bana. Bugün de ilk defa görüyorum. Dün de ilk defa gördüm. Yarın da ilk defa görüyor olacağım.

Bugün dudağım orijinal. Dünkü dudağın noter tasdikli fotokopisi ile konuşmuyorum. Bugün yüzüm taptaze. Yarın da yüzüm olacak nasılsa diye, yüzümü aynalardan sakınmaya kalkmıyorum. Bugün sözüm yine bi’tane. İlk defa konuşuyorum. Bugün parmaklarım olması gereken yerde. Eskiz değil parmak uçlarım. Deneme yanılma ile ayar ediyor değilim sözlerimi. Eğreti değil saçlarım. İlk defa olurcasına taze. Bir defalığına olurcasına sıra dışı. Bir daha hiç gelmeyecekmiş gibi -ki gelmeyecek-olağanüstü ve özenli. Hep yine. Hep yeni. Hep yeniden.

Göğün altında biricik varlığım. Her an, el üstünde tutuluyorum. Her an, özenilmiş bir varlığın göğsüne ağırlanıyorum. Her saat başı başköşeye oturtuluyorum. Yedekte bekletilmiyorum. Asil ve özgün nefesler alıp veriyorum.

Şimdi kaçırdığım, sabahlardan bir sabah değil, hayatımın biricik sabahı. Bir daha gelmeyecek. Bir daha gidilmeyecek. Bir daha tekrarlanmayacak. Gelirse ve gidebilirsem, bir başka sabahım daha olacak belki. İçinde sonsuz teşekkürle duracağım taze bir sabah. Eşiğine tanımsız bir minnetle baş koyacağım yeni bir sabah. “Bir sabah daha” değil, sadece “bir sabah...” Biricik sabah... Bi’tane sabah...

Hiç kimseye, hiçbir şeye “bir daha” muhatap olmayacağını bilerek, bir kereliğine muhatap olanlara ne mutlu. Varlığın orijinal. Yüzün orijinal. Sözün orijinal. Bakışın orijinal. Sadece bir kere. Ne daha önce oldu böylesi, ne de daha sonra tekrarlanacak. Bir kere varsın. Bir daha olamayacaksın şimdinin içinde...

Öyleyse özen borçluyum secdeye. Öyleyse, özen borçluyum sevdiklerime. Öyleyse, özen borçluyum kendime. Sadece bir kereliğine...

Senai Demirci


Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 109 | Arkadaşına gönder

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 
 
 

En son yorumlanan

Ölmeden Evvel Gerçek Dostu Bul...
teşekkürler berceste harika bir paylaşım
05/10/08 19:13 fazlası...
Gön: bahadır

Güle güle sultanımız
Allah razi olsun insallah Allah nice ramazanlar nasip eder ...
03/10/08 01:28 fazlası...
Gön: ABI HAYAT

Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akm...
teşekkürler
01/10/08 21:44 fazlası...
Gön: bahadır

Sabır Hayata Girince
Mükemmel
Mükemmel ßir Yazı Paylaşandan Allah cc Razı Olsun
14/09/08 14:27 fazlası...
Gön: baran

Şu an sitedekiler

Üye Bağlı Değil
Şuanda 1 misafir yazı okuyor..
Sitemizde  51 Kategoride 3092  yazı bulunmaktadır.