Hikmetle bakıp gör ne diyor âleme bir gül:
«Bağrım kanıyorken yine ben, hâra tahammül
Göstermedeyim, sabrederek hepsine tek tek,
İbret alan insan, eder elbette tekâmül.
Biz yerle seher vakti derinden konuşurken,
Bîgâne kalır göz bile, duymaz bunu bülbül.
Kıymet kazanır gözyaşımın düştüğü toprak,
Hâlimle benim hâllenerek etti tahavvül.
Yaşamak değil; beni bu telâş öldürecek...
Sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz.
Gözümüz saatte söyleştik,
Hep yetişecek bir yerler vardı.
Aranacak adamlar,
Yapılacak işler...
Bir sonraki günün telâşı,
Bir öncekinin terine bulaştı.
Kör karanlıkta çalar saat yerine;
Kuşluk vakti kızarmış ekmek
kokusu
Hayal kırıklıklarıyla öğreniyor insan sabırlı olmayı, bir de kaybettikçe.
Acılarsa sabrın son sınavı.
Gün geliyor bütün çektiklerinin ödülü bir an bahşediliyor insana.
Yeni doğmuş bebeğin saçlarını okşarken,
Bir hastalıktan gözünü yeniden dünyaya açarken,
Her şey o an için değil midir?