Üye Giriş

Herkonudan Sözler

Fani dünyada kendini hiç edersen, hep olursun. -Hz. Mevlana-
Din

Anketler

Sitemizdeki hangi kategorideki yazılar en çok ilginizi çeker?
 

İstatistikler

Bugün28
Dün194
Bu hafta929
Bu ay4536
Tüm zamanlar9808

Bağlantılı Öğeler

 
 
 
   
 
 
 
 
Acı söz yedirmeyin de ne yedirirseniz yedirin! PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Yazar Eymen   
64637Bir insana anlık bir öfkeyle şamar atarsınız. Canını yakarsınız. Kısa sürede acısı geçer. Hayatımız boyunca unutamadığımız ve hala acısı hissettiğimiz bir şamar yoktur herhalde. Ancak “dil yarası” öyle çabuk geçmez…

Can acısı çabuk geçer de gönül acısı ağır gelir insana.
El acısı çabuk unutulurda, dil acısı uzun süre canını yakar insanın. Söz’ün acısı el’in acısından çok daha fazla yakar insanın canını.

En çok kırıldığımız insanlar ve olaylar üzerinde düşündüğümüz zaman, aklımıza canımızı fiziki olarak yakan insanlar değil, yüreğimizi inciten insanlar gelir. Herhangi bir insanın söyleyeceği ağır bir sözü umursamayız. Ancak çok değer verdiğimiz bir insanın arkamızdan konuştuğunu duyunca üzülürüz.

İlkelerinden taviz vermediği için sıkıntılar yaşayan bir dostum, çok değer verdiği bir insandan “Bu yaşa geldin de hala dünyada bir dikili taşın bile yok!” sözünü duyunca ne kadar yıkıldığı anlatmıştı. Aylarca kulaklarında çınlamış bu söz.   

* * * * * * * *

Ama anne onun sizden başka kimsesi yoktu…

Vietnam savaşın en yoğun olduğu günlerde genç asker ailesini arar. Telefonda oğlunun sesini duyan anne çok sevinir. Genç delikanlı annesine, artık savaşta ki görevini tamamladığını ve en kısa sürede eve döneceğini söyleyince anne ve babası çok sevinir.

Telefonu kapatmadan önce genç, annesine “Ama anne benim bir arkadaşım var. O’da benimle gelecek” deyince annesi, “Tabi ki gelsin oğlum! Senin arkadaşlarında benim evladım sayılır” der.

Çocuk tekrar, “Ama anne o arkadaşım bundan sonra hep bizimle kalacak” deyince annesi bir an duraklar ve, “Canım oğlum, biz seni çok özledik. Hele bir gelin buraya. Arkadaşında gelsin. Her şeyi konuşuruz ve hallederiz” der.

Çocuk bu sefer “Ama anne o arkadaşım savaşta iki kolunu ve iki bacağını kaybet. Ben arkadaşıma söz verdim. Bundan sonra hep bizde kalacak ve ömür boyu O’na bize bakacağız” deyince annesi, “Olmaz oğlum! Sen hiç iki kolu ve iki bacağı olmayan bir insana ömür boyu bakmanın ne demek olduğunu düşündün mü?” diye sorar ve devam eder.

“Düşünsene oğlum! İki kolu ve iki bacağı olmayan birine bakmak zorunda kaldığımız zaman tüm hayatımız mahvolacak. Hiçbir yere ve hiç kimseye gidemeyeceğiz. Arkadaşına yemeklerini bile biz yedirmek zorunda kalacağız. Altına pisleyecek biz temizlemek zorunda kalacağız. Hastalık masraflarını da biz karşılamak zorunda kalırız. Böyle bir yükün altına ne ben girebilirim ne de baban bunu kabul eder. Arkadaşına çok değer vermeni anlıyorum. Ancak iki kolu ve iki bacağı olmayan bir insanın bakımını üstlenmemizi bekleme bizden.” 

Annesinin verdiği cevabı sessizce dinleyen genç asker “Ama anne! O’nun sizden başka hiç kimsesi yoktu!” diyerek telefonu kapatır.

Oğlunun niçin bu kadar ısrar ettiğini ve telefonu neden kapattığını anlamayan anne evladının eve gelmesini bekler.

İki gün sonra bölge hastanesinden eve telefon gelir. “Başınız sağolsun! Oğlunuz intihar etmiş. Hastaneye gelip cenazenizi alın” denir aileye. Anne büyük bir üzüntüyle hastaneye gider. Oğlunu son kez görmek istediğini söyler. Hastanedeki askeri yetkili kadını morga götürür. Anne tabutta yatan oğluna bakınca gözlerine inanamaz. Oğlunun sadece bedeni vardır. İki kolu ve iki bacağını savaşta kaybettiğini orada bulunan komutan söyleyince, annenin kulaklarında oğlundan duyduğu son sözler çınlamaya başlar;

“Ama anne! O’nun sizden başka hiç kimsesi yoktu!”

Anne oğlunun tabutunun üstüne bayılır….

* * * * * * * *

Lokman Hekim’e hastasını tedavi ettiren kişi, “Daha çabuk iyileşmesi için hastamıza ne yedirelim ne yedirmeyelim?” diye sorunca, Lokman Hekim şu cevabı verir;

Acı söz yedirmeyin de, ne yedirirseniz yedirin!

* * * * * * *

Önümüzdeki günlerde en önemli gündem maddelerimizden bir tanesi de, sınava girecek olan öğrenciler ve aileleri olacak. OKS, ÖSS ve SBS sınavları...

Sınava girecek öğrencileri aileleriyle birlikte hesapladığınız zaman, neredeyse ülkenin yarısının gündeminde sınava girecek öğrenciler olacak.

Sınavlara girecek öğrenciler kadar öğrenci velilerine de büyük sorumluluklar düşüyor. Öğrencilerin sınav stresini arttıran etkenlerin en önemlilerinden birisi de ailenin tutumu, yani sözleridir.

 “Sınavı kazanmazsan ben sana sorarım” cümlelerini sık sık duyan öğrenciler, sınavlarda başarısız olma korkusunu çok daha yoğun yaşıyorlar. 

Sınavlardaki başarısızlığı yüzünden bunalıma giren, hasta olan, hatta intihar eden öğrenci haberlerini her yıl duyuyoruz. Umarım bu yıl duymayız!

Hiçbir anne babanın evladını sınavlardaki başarısı kadar sevmeye hakkı yoktur.

Çocuklarınıza / sevdiklerinize acı söz yedirmeyin!

Sait ÇAMLICA

Eğitimci – Yazar


Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 74 | Arkadaşına gönder

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 
 
 

En son yorumlanan

İçinden Gelmeli
son zamanlarda okuduğum en mükemmel şiir eline koluna sağlık
24/08/08 15:12 fazlası...
Gön: bahadır

Siz konuşacaksınız, Word yazac...
Çok yazı yazanlar, yazmaktan artık usananlar için güzel bir ...
24/08/08 10:29 fazlası...
Gön: fatihan

Kalbini Tut, Umutlarına Tutun....
gerçekten çok güzel teşekkürelr
20/08/08 08:45 fazlası...
Gön: bahadır

Bir Denk Gelmelikti Hayat...
gerçekten harika bir yazı teşekkürler
19/08/08 11:18 fazlası...
Gön: bahadır

Şu an sitedekiler

Üye Bağlı Değil
Şuanda 1 misafir yazı okuyor..
Sitemizde  51 Kategoride 2869  yazı bulunmaktadır.