Eğitimin yaşlara göre farklı yol ve yöntemleri vardır.İlmin ve hadis-i
şeriflerin bize bildirdiği gerçeklere dayanarak biz bu devreleri dört
başlık altında toplayacağız.
a.o-6 yaş devresi(ilk eğitim veya telkin devresi)
b.7-10 yaş devresi (Teşvik devresi)
c.10-14 yaş devresi(Şiddet devresi)
d.15-20 yaş devresi(Tolerans devresi)
Her dönemin psikolojik
şartları ve ona göre davranış şekilleri vardır.Bir dönemde geçerli olan
eğitim şekli diğer dönemde geçerli olamaz.Bu bakımdan anne babalar
zamanında ne yapacaklarını iyi bilmelidirler. Aksi takdirde mevsimsiz
ekilen tohumun verimsiz olacağı gibi,zamanı geçirilen ders ve
telkinlerden de olumlu sonuç alınamaz.
a.İlk eğitim devresi(0-6 yaş devresi)
Hamileleikten
itibaren annenin dinlediği müzikten,yaşayış tarzından,hatta gürültüden
ve stresten yenilen gidalardan dahi çocuğun etkilendiği bugün tespit
edilen gerçekler arasındadır.
İLK ALTI YAŞ
Çocuğun eğitiminde ilk altı yaş çok mühimdir.
Pedagoglar,çocuk
dünyaya geldikten sonra temel eğitim yaşını ilk altı olarak
belirliyorlar.Çocuk ilk altı yaşında aldığı eğitim ve terbiyenin
etkilerini hayatı boyunca hisseder.
Özellikle anne çocuğun
karakterinin şekillenmesinde birinci derecede rol sahibidir.Çünkü
çocuğun en birinci üstadı ve öğretmeni annedir.Anne ve baba bu dönemde
gerek hal ve davranışlarıyla gerekse sözleriyle çocukların ruhuna pek
güzel şeyler ekebilme imkanına sahiptir.Bu yüzden bu devreyi iyi bir
fırdat olarak kullanmalıdırlar.
Çocuk ruhunun telkinlere en açık
olduğu zaman dilimi bu dönemdir.Beyaz bir sayfayı andıran çocuk ruhuna
manevi dersler ve telkinler bu dönemde etkili olur.Güzel davranışlar ve
manevi dersler,adeta çocuğun ruh disketine kaydolur.Bu yüzden
güzellikler ve doğrular,tekrarlarla ruhlarına ekilmelidir.
Çocuklara
bu dönemde yaptığımız telkinlerin,verdiğimiz manevi derslerin boşa
gittiğini asla düşünmeyin.Hadis-i şerif bu dönemin önemini açık bir
şekilde belirtir"Küçük yaşta çocuğa verilen eğitim,taş üzerine yazılan
yazı gibidir.Büyüdükten sonra ise su üzerine yazılan yazı gibidir"
ÖLÜM GERÇEĞİ VE ÇOCUKLAR
Ölüm
olayları onların zayıf ruhunda büyük yıkım yapabilir,dayanma
güçlerini,morellerini bozabilir.Sadece gözlerini değil,akıl,kalp ve
ruhlarınıda ağlattırır. Bu durumda yapılabilecek tek şey onlara"Cennet"
fikrini telkin etmektir.Zayıf ve nazik vücudlarında ancak bu sayede bir
manevi kuvvet bulabilirler.
Çocuğun kardeşi ölmüşse,"Senin küçük
kardeşin veya arkadaşın öldü.Cennettin bir kuşu oldu.Cennette gezer
bizden daha güzel yaşar." denmelidir
Eğer babası ölmüşse,"Baban
öldü,cennete gitti.Bizimde sıramız gelince yanına gidicez.O bize orda
köşkümü hazırlıyor"gibi telkinlerde bulunmalıdır.
ALLAH'I TANITIRKEN
Bilinçsiz anne babalar çocuklarını eğitirken Allah'ı korkutucu olarak tanıtırlar."Şunu yapma Allah çarpar.Böyle yapma Allah yakar.Allah ceza verir." gibi cümleler kullanmak nedense daha çok işlerine gelir.Oysa Allah,çocuğa korkulan değil sevilen varlık olarak tanıtılmalıdır.Çünkü Allah'ın rahmeti daima gazabını aşmıştır.Böyle iken onu azabıyla tanıtmak büyük bir yanlıştır.
b.TEŞVİK DÖNEMİ
Peyganber
Efendimiz:"Çocuğunuz yedi yaşına girdiğinde onu namaza niyaza teşvik
edin."buyuruyor.Başta namaz olmak üzere çocuğun güzel alışkanlılara
bağlanması için bu dönemde teşvik damarını kullanmalıdır.Bazem bu "Aman
benim oğlum ne güzel namaz kılıyor." "Benim cici kızım ne güzel başını
örtüyor." gibi sözlerle olabileceği gibi,sevdikleri hediyeleri alarakta
olabilir. Teşvik ve sevdirme bu dönem için çok iyi bir kozdur.Fakat bu
koz,yaş dönemi geçirilmeden zamanında kullanılmalıdır. Bu dönem
geçtikten sonra aynı derecede etkili olmayacaktır.
YATAKLARIN AYRILMASI
Çocukların
yataklarının yedi yaşında ayrılmasını isteyen hadisler
vardır.Alimler,bunların hepsini bir arada değerlendirerek,"çocukların
yataklarını yedi yaşına geldiklerinde ayırmak güzel bir davranıştır,on
yaşına geldiklerinde ayırmak ise vaciptir,"demişlerdir.Ayırma,hem
kızları erkeklerden,hem erkekleri erkeklerden hemde kızları kızlardan
ayırmak demektir.Yatak büyük olup birinin,bir kenarına diğerinin,öbür
kenarına yatmasınında haram olduğunu söylemişlerdir.On yaşını
aşanlar,bir yatakta başkalarıyla yatamayacakları gibi,anne baba ve
kardeşleriyle de yatamazlar.
c.ŞİDDET DÖNEMİ(10-14 yaş dönemi)
Zamanı
ve dozu ayarlanması şartıyla eğitimde şiddetin yeri vardır. Tıpkı
zehirin dozu ve miktaraı ayarlanması halinde ilaçta kullanılması
gibi.Peygamber efendimizin eğitimde yaş dönemlerini belirten hadis-i
şerifinde buyuruyor ki:"Çocuğunuz eğer on yaşına girerse şiddetle
namaza niyaza alıştırın"
Şiddet derken akla hemen vurup kırmak
gelmemeli. Bu dönemde çocuğun,daha ziyade şiddetten alacağı bir
psikoloji olduğu ve bu damardan ona daha kolay girilebileceği
düşünülmelidir. Evet çocuk bu dönemde şiddetli emirler ve uyarılardan
ders alabilir.Çünkü 10 ila 14 yaş dönemi,anne babanın çocuk üzerindeki
ağırlığının henüz kaybolmadığı dönemdir.Ve bu dönem,çocuk üzerinde
otoritenin kullanılabileceği son dönemdir.Şiddet bundan öncede yok
bundan sonrada..Sadece bu dönemde ve belirli çerçevede vardır.
Çünkü
bu yaş döneminde çocuk dış dünya ile henüz fazla ilişki içine
girmemiştir.Anne baba çocuk için ideal kişiler olmaya devam
etmektedir.Her şeyin en iyisini onlar bilir.Söyledikleri,emrettikleri
doğrudur.
Bu dönemden sonra anne babaları çocuk üzerindeki etkileri
giderek azalmaya başlar.Bu bakımdan anne babalar bu dönemi bilinçli
kullanmalıdırlar.Şiddeti üsluplarına yansıtmalıdırlar.Mesela "Hadi
bakıyım oğlum kızım namazını kıl."Veya,"Bir daha görmiyeyim,böyle bişey
bir şey yapma bu yanlıştır.Dikkat et!" gibi üzerine basa basa ve şiddet
üslubu içeren uyarılar ve tehditler kullanılmalıdır.
Bu yaş
döneminde çocuk,baş kaldırsa da genel olarak ruhu itaate yatkındır.Bunu
bilip ona göre davranmak sonuç almakta büyük kolaylık sağlar.Bu imkan
daha sonraki yıllarda aransada bulunamicaktır.Çünkü bundan sonra
artık,yeni ve başka bir dönem,kendi şartlarıyla gelecektir.
d.TÖLERANS DÖNEMİ(14-19 yaş dönemi)
Bu
çocukluktan çıkılıp gençliğe ayak basıldığı dönemdir.Gencin ruh dünyası
alabildiğine fırtınalıdır.Ergenlik denilen bu dönemde çocuk kişilik
bunalımı yaşar.Anne babaının çocuk üzerindedeki otoritesi büyük ölçüde
kaybolmuştur.Genç,anne babasından bağımsızlaşma sürecine
girmiştir.Davranışlarını bir grup içinde geliştireceği,grup içinde
reddedilmenin ona ağır geleceği grup baskısının çok yüksek olduğu bir
dönemi yaşamaktadır.Kız-erkek grupları içinde kendini kabul ettirme
çabalarının,çekici görünme isteğinin de bu dönemde gencin
davranışlarını etkileyeceği bilinmelidir.Genç bu dönemde,anne
babasından üstün olanların varlığını kabul eder.Arkadaş ve çevre etkisi
ağırlık kazanır.
Bu dönem gençlerini daha yakından tanıyabilmek için,uzman kişilerce tesbit edilmiş belli başlı özelliklerini görelim
a.Genel özellikler
*Her iki cinsiyetle de olgun ilişkiler kurabilme
*Erkek veya dişi toplumsal rolü gerçekleştirebilme
*Bedensel özelliklerini kabul etme ve bedenini etkili bir şekilde kullanma
*Ana-babadan ve diğer yetişkinlerden duygusal bağımsızlığı gerçekleştirme.
*Aile hayatına ve evliliğe hazırlanma
*Bir mesleğe hazırlanma
*Davranışlarını yönetebilmek için gerekli değerler ve ahlak sistemi geliştirme
*Sosyal sorumluluklar isteme ve başarma.
b.Aile ilişkileri
*Ergenlerin bu dönemde ailelerine olan bağlılıkları azalır.
*Hiç bir şeyi beğenmez,sürekli şikayet edecek bir şeyler bulurlar
*Eve istediği zaman girip çıkmak isterler.
*Ailesinin ufak tenkidine büyük tepkiler verirler
*Kendilerine yöneltilen tenkitleri kabul etmezler ama sürekli eleştirmeyi severler.
*Boşvermişlik içindedirler
*Anne-babanın beğendikleriyle alay ederler
*Anne babanın düşüncelerini eskimiş bulurlar.Onlardan öğrenecek hiç bir şey kalmadığını sanırlar
*Fikir bazında aileyle çatışma bu dönemde artar.
Aileye bu dönemde büyük görev düşer.Aile bu davranışların bir süre sonra geçeceğini bilip sabırlı davranmalıdır.
Anne babalar gençlerin bu dönemki çağrısını şöyle algılamalıdırlar:
"Bana yardım et,ama bana yardım ettiğini hissettirme"
Anne
baba ergenlik çağındaki genci kayıtsız şartsız
kabullenmelidir.Cesaretlendirmek,sorumluluk yüklemek yoluyla,gencin
kendi kendine varolabileceğine dair güven sağlamalıdır.Gencin kendisini
başkalarıyla kıyaslamasını önleyecek şekilde davranılmalıdır.
Aile
bağlarını gevşeyip,arkadaş ilişkilerinin artmaya başladığı dönemdir.Bu
yüzden anne babalar,çocuğun kendilerinden koptuğunu
düşünmemelildir.Tersine çocuk arkadaş ilişkileri kuramıyorsa normal
olmadığı düşünülmelidir.
Çocuklara arkadaşça davranmak çok
önemlidir.Onlara talimat vermek yerine birlikte çalışma
yapılmalıdır.Ders vermek yerine bilgilendirme yapılmalı.Hata
yapmalarına hoşgörüyle bakmalıdır.Hatalar birer tecrübedir.Çünkü hata
yaparak tekrar hata yapmamayı öğreneceklerdir.
NASIL DAVRANMALI?
Genç
bu dönemde manen hasta kabul edilmeli,bir hastaya davranılır gibi ona
şefkatle davranılmalıdır.Hastayı" Neden hasta oldun?"diye
azarlayamayacağımız gibi,yaptıkları için azar ve şiddet kullanmak bu
dönem gençleri üzerinde olumlu sonuç bırakmaz...
Anne babalar,en
çok bu dönemde hata yaparlar.Çünkü çocuklarının yalpalmalarından "Acaba
oğlum kızım kötü yollaramı düşecek,yoldan mı çıkacak?"diye korkuya
kapılırlar.Bunda büsbütün haksız sayılmazlar.Ancak,endişelerinde
kurtulmak için azarlama ve şiddet yolunu seçmelerinde
haksızdırlar.Çünkü bu dönemde şiddet gençlerin düşüşünü ve kayışını
hızlandırır.İstenmeyen yollara daha çabuk itilimesine sebeb olur.Aile
büyükleri bu dönemde çok kere yapıyorum derken
yıkar,yaklaştıracakken,uzaklaştırır.Bu yanlışlıklar,onları umduklarına
nail etmez,korktuklarına uğratır.Arılarla uğraştıkça saldırmaları,kendi
halinde bırakıldıkça ilgisiz kalmaları gibi.
Psikologlar bu
çağdaki gençler için ıslak sabun örneğini verirler.Sabunu elinzde fazla
sıkarsanız kayar,fazla gevşek bırakırsanız yine kayıp düşer. O halde
orta bir yol izlemeli.Ne büsbütün serbest ve ilgisiz kalmalı,nede
büsbütün sıkmalıdır.
İhsan Atasoy'un "Gençlik ve Arkadaşlık" kitabından alınmıştır
Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 76 | Arkadaşına gönder
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. |