|
"Hayırlı evlat" yetiştirmek, her anne-babanın arzusudur. Fakat çocuğun
"hayırlı" mı "hayırsız" mı olduğunu çok geç fark ederiz. Fark
ettiğimizde ise büyük oranda iş işten geçmiştir.
Bu nedenle çocuk eğitiminde erken davranmak önemlidir. Zira çocuğun
eğitiminde okul öncesi dönem çok önemlidir ve tüm kaynaklar, bu dönemde
edinilen davranışların insanın hayat çizgisini belirlediğini
belirtirler.
Dolayısıyla çocuğun eğitimine bu dönemde başlanmalıdır. Bu
eğitim sürecine başlarken ilk elde sorulması gereken soru: Hayırlı
evladın nitelikleri nelerdir ve hangi kaynaklardan beslenerek bu
nitelikler kazandırılabilir?Yüce Allah,
Lokman Sûresi'nde (13-19) Lokman'ın (as) dilinden çocuğun eğitiminde
nelerin öncelenmesi gerektiğini bakın nasıl sıralıyor: Kulluk bilinci;
ebeveyne hürmet; vicdan muhasebesi; toplumsal duyarlılık;
alçakgönüllülük.
1. Kulluk bilinci verilmeli
Yüce Allah
(cc) çocuğun öncelikle tanımasını ve kendisine şükretmesini emreder.
Çocuğun bir davranış olarak da özellikle namazla Yaradan'ına şükrünü
eda etmesi gerektiği bu ayetlerde zikredilir. Çünkü namaz, en bariz
kulluk göstergesi olarak kabul edilir. Kulluk bilinci, insanın ayırıcı
vasfıdır. Çocuğa bundan sonra kazandırılacak her davranışın da zemini
olarak değerlendirilmelidir.
2. Ebeveyne hürmet önemli
Çocuğun
edinmesi gereken ikinci terbiye, ebeveyne özellikle de kendisi için
büyük meşakkatlere göğüs geren anneye karşı hürmet ve şükran borcudur.
Ebeveyne hürmet duygusu aşılandığında çocuk kendini aynı zamanda
topluma karşı sorumlu hissedecektir. Bu sorumluluk hissi neslin
sıhhatini sağladığı gibi geleneksel değerlerin aktarılmasını da mümkün
kılar. Bu da toplumun safiyetinin korunması anlamına gelir. Veysel
Karanî'yi dilden dile taşıyan kültür, abesle iştigal etmemektedir.
3. Toplumsal sorumluluk bilincine sahip olmalı
Çocuğun
edinmesi gereken diğer bir davranış ise "toplumsal sorumluluk"
bilincidir. Davranışlarından yalnız kendisi sorumlu olan birey, insan
olması hasebiyle, zamanla kantarın topuzunu kaçıracaktır. En etkili
kanunlar yürürlükte olsa bile kendine ve topluma karşı sorumluluk
duygusu kazanmadığı için, birey istese de davranışlarını kontrol
edemeyecektir. Buna karşılık, her bir ferdin yek diğerini hayra ve
sabra davet ettiği, iyi işlerinde takdir edip, kötü davranışlarında
uyardığı bir toplum, menzil-i maksuda en az hasarla ve süratli bir
şekilde ulaşabilir. Diğer taraftan, şairin "kim var denildiğinde sağına
ve soluna bakmadan ben varım diyebilecek bir gençlik" mısraı
kulaklarımızdadır. Tabii ki bu sorumluluğun yükü de ağırdır. Bunun için
hem çok çalışmalı -ki sebat ister- hem de başa gelenlere sabretmelidir.
4. Alçakgönüllü olmalı
Son
emir ise çağı bir güneş gibi aydınlatır: Böbürlenerek yürüme. Özgüveni
tam olarak yetişiyor çocuklarımız. Şüphesiz, böyle olması da gerekir.
Ne var ki bu güven, onu yol arkadaşlarından ayırmamalıdır. İnsanların
farklı meziyetlere sahip olduğunu bilerek, herkesin kendince değerli
olduğunu bilmelidir. Hem elimizdekilerin kaçını, kendi başarımızla elde
ettik ve kaçını istediğimiz kadar elimizde tutabiliriz ki? Kaldı ki bu
çocuk, sahip olduğu sıradan bir nimet için bile şükretmeyi/teşekkür
etmeyi ve en büyük zenginlikler içinde arkadaşlarından biriymiş gibi
davranmayı bilmelidir.
5. Her çocuk, vicdan sahibi olarak yetişmeli
Çocuk,
vicdanı ile baş başa kaldığında kendini dizginlemeyi bilmelidir.
Toplumsal yaralarımızın temelinde bu noktadaki hassasiyet eksikliğinin
yattığı, aklı başında herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Hardal
tanesi kadar bile olsa "bunu bilen bir Yaradan" inancı ile yetişen
çocuk, şeffaf bir toplumu kendiliğinden oluşturacaktır. Hatta,
şeffaflığın derinleştiği bir ahlakî tutum edinmiş olacaktır. Yunus Emre
bu vasfıyla asırlardır aramızda yaşar.
Birdirbir Dergisi Danışma Kurulu Üyesi
Dr. İ. Hakan Karataş
Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 104 | Arkadaşına gönder
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. |