Temel’le Dursun arabaları ile kasisli arka yoldan paldır küldür soygun yapacakları bankaya doğru hızla gidiyormuş...
“Biraz yavaş ol” demiş şöför Temel’in yanında oturan Dursun,
“-Bagajda iki tane TNT var ve her an patlayabilir...”
“Kafana takma, önemli değil” demiş Temel;
Temel’le Fadime iki katlı dağ evinde yaşıyorlarmış...
Bir ara çok şiddetli yağmur yağmaya ve gök gürlemeye başlayınca Fadime çok korkmuş ve alt kattaki kocasına seslenmiş;
“-Temel, gök gürlüyor, hemen yukarı gel...”
Temel ise aşağıdan seslenmiş,
Temel okula gidiyormuş öğretmene sınıfa girmiş ve çocuklar bu gün öğrendiğimiz harfleri sayıcağız demiş. Herkes c ye kadar saymış, Temel alfabenin hepsini. Zil çalınca koşarak annesinin yanına gidip dersteki başarısını anlatmış. Anne neden olabilir diye sormuş annesi de karadenizli olduğun için oğlum demiş.
Ertesi gün öğretmen öğrendiğimiz sayıları sayın demiş herkes 3 e kadar saymış, Temel 10 a kadar saymış eve gelince yine annesine anlatıp neden olabilir diye sormuş, annesi de yine Karadenizli olduğun için oğlum demiş.
Genç adam, yaşlı karı-kocanın evlerine misafir olur. 75 yaşındaki amca karısından bir bardak daha çay isterken: "Çiçeğim, bir bardak daha verir misin..?" der. Sonra da "Peteğim, şekersiz lütfen" diye ekler. Kendisine 65 yaşındaki tatlı karısının getirdiği tavşan kanı çayı alırken de "Bebeğim, sana çok zahmet oldu" der.
Genç adam, yaşlı amcanın karısına kullandığı sevgi sözcüklerinden çok etkilenir. "Amcacığım, kaç yıllık evlisiniz..?" diye sorar. Yaşlı ama dinç adam, "40 seneyi geçti evladım" der.
Nasreddin Hoca tarlasında çalışırken oradan geçmekte olan birisi sormuş: "Bey Amca! Falan köye kaç saatte gidebilirim?" Hoca, bu soruya herhangi bir cevap vermemiş. Adam aynı soruyu üç kere tekrarlamış; ama herhangi bir cevap alamayınca yoluna devam etmiş. Biraz yürüdükten sonra arkadan Hocanın: "Evlat, gel!" dediğini işitmiş. Adam gelince de Hoca soruyu şu şekilde cevaplandırmış: "Sen tam üç saatte oraya varırsın," demiş.