Üye Giriş

Herkonudan Sözler

Durmadan bana geleceğine arada bir kendine gel.
Mizah

Anketler

Sitemizdeki hangi kategorideki yazılar en çok ilginizi çeker?
 

İstatistikler

Bugün279
Dün375
Bu hafta1244
Bu ay6020
Tüm zamanlar31004

Bağlantılı Öğeler

 
 
 
   
 
 
 
 
Dışişlerimizin İç İşleri PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Yazar nacre   

 Sultan Üçüncü Selim devri... Fransa, Napolyon Bonapart’ın gözükara atılganlığıyla Akdeniz’in doğu ve güney sahillerinde yeni sömürgeler elde etme peşindedir... Tulon limanına toplanan Fransız donanması, Osmanlı’nın Mısır vilayetini işgale hazırlanıyor... Kritik günler... İşte bu sırada, Fransa’da olup bitenleri öğrenip Bab-ı Âli’ye bildirmekle vazifeli olan Paris büyük elçiliğimizden gelen bir rapor, tarihimizdeki bazı akıl almaz gafilliklere bir örnek teşkil edebilmesi bakımından ilgi çekicidir. Paris sefirimiz Moralı Ali Efendi, Napolyon’un sefer hazırlıklarından büsbütün habersiz, sadece ramazanda sahur ve iftar vakitlerinin tayininde çektiği sıkıntıları anlatıyor ve ezcümle şöyle diyordu:

“Şu mübarek günlerde, devlet-i aliyye’mizin himayesi altında, gündüzlerimizi oruçla, gecelerimizi teravih namazının edasıyla ihya etmekteyiz... Ancak Parisin kaderi budur ki, havası çok defa mağmum ve mütegayyirdir... Sahur ve iftar vakitlerini doğru olarak tayin etmede müşkilatımız vardır...”

...

Paris’te havanın kararsız ve çok defa kapalı olması yüzünden, elbette önemli olan namaz ve oruç ibadetiyle ilgili endişeleri dile getiren Dışişleri’miz, güpegündüz süren harp hazırlıklarından tek kelimeyle bile bahsetmemektedir...

...

Napolyon’un Mısır harekatını, iş işten geçtikten sonra İngiliz sefirinden öğrenen Üçüncü Selim, öfke içinde ve o nazik mizacına ters düşebilecek bir üslûpla, Ali Efendi’nin raporunun altına şu satırları ilâve ediyor:

“Parisin semasının mütegayyir olmasıyla güneş ve hilali göremeyen bu herif, derya üzerindeki sefineleri de mi hevanın mağmum olmasından göremedi!... Mütegayyir ve mağmum olan semâ değil, bu adamın akl-ü iz’ânıdır!...”

...

O zaman Dışişleri’nin mazereti, hiç değilse dinî vecibelere gösterilen hassasiyet imiş... Bugünkü kayıtsızlıklara ne gibi bahaneler bulunuyor acaba?...

İbrahim Erdinç Şumnu



Beğendiğim metinlere ekle (6) | Görüntüleme sayısı: 440 | Arkadaşına gönder

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. 19-09-2007 14:24
 
Güzel yazı teşekkürler.
Misafir
 
Mustafa

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 
 
 

En son yorumlanan

Eskimeyen Dost
sitemize hoş geldiniz sayın Ahmet Ünal Çam sizinle yine ...
10/11/08 21:23 fazlası...
Gön: isra

Eskimeyen Dost
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı iç
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı için; Yayınladığınız ...
10/11/08 13:44 fazlası...
Gön: ahmetunalcam

S.u.s.t.u.m
teşekkürler:)
yorumunuz ve ilginiz için ben teşekkür ederim.
02/11/08 01:08 fazlası...
Gön: leyl

S.u.s.t.u.m
tesekkürler
yazı harika devamını bekliyorum...tesekkür ederim..
01/11/08 21:31 fazlası...
Gön: nur

Şu an sitedekiler

Şuanda 2 misafir ve 1 üye yazı okuyor..
Sitemizde  52 Kategoride 3451  yazı bulunmaktadır.