Üye Giriş

Herkonudan Sözler

Eğitim görmüş halkı bir yöne sevk etmek kolay, sürüklemek güçtür. İdare etmek kolay, köleleştirmek imkansızdır. -Lord Brougham-
Eğitim

Anketler

Sitemizdeki hangi kategorideki yazılar en çok ilginizi çeker?
 

İstatistikler

Bugün26
Dün382
Bu hafta816
Bu ay816
Tüm zamanlar35698

Tavsiye edenler

www.google.com.tr

Bağlantılı Öğeler

 
 
 
   
 
 
 
 
Tarih
Geleneksel Türk Sanatları (çini) PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Türk Sanatları
Yazar coral   
Image İlk müslüman Türk Devletini kuran Karahanlılar dönemine ait yapılarda görülmeye başlayan çini süsleme geleneği, Türk Çini Sanatının bin yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları tarafından çini süslemeleri devam ettirilmiş, Selçuklular, egemenlikleri altına aldıkları yerlerde inşa ettikleri pek çok cami, medrese, kervansaray, saray, türbe ve benzeri eserleri çinilerle bezemişlerdir.  Anadolu Selçuklu Devletinin dağılmasından sonra, çini geleneğini sürdürme çabası,

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (4) | Görüntüleme sayısı: 11049 | Arkadaşına gönder

Devamını oku...
 
Adaletli Hükümdar PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Hâdiseler
Yazar Ay Işığı   
Imageİstanbul’un fethinden sonra, Osmanlı askerleri, Bizans hapishanelerini kontrol ettiler. En ücra bir mahzende üç papaz buldular. Alıp Fatih Sultan Mehmed Han’a götürdüler. Sultan, onlara hapsedilmelerinin sebebini sordu. Papazlar, “Biz, Bizans’ın en ileri gelen papazları idik. İmparatorun zulüm ve işkencelerinden, yaptığı rezalet ve sefahetten dolayı kendisini ikaz edip, sonunun yakın olduğunu söyledik. O da, bize kızdı zindanlara attırdı” dediler.

Fatih Sultan Mehmed Han, papazların ellerine serbest dolaşma belgesi verip, memleketini gezip görmelerini, Osmanlı Devleti hakkında kendisine görüşlerini bildirmelerini istedi.

Yorumlar (2) | Beğendiğim metinlere ekle (3) | Görüntüleme sayısı: 367 | Arkadaşına gönder

Devamını oku...
 
Askerler neden selamlar? PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Bilgi
Yazar Administrator   

ImageModern orduların hepsinde askerlerin bir şekilde birbirlerini selamlamaları gelenektir. Küçük rütbeli olan selamı başlatır ve selam verdiği üst rütbelinin doğrudan yüzüne bakar.

Avrupa'da eski çağlarda sadece askerler değil sivil halk da kılıç taşıyordu. Silahlı insanlar karşılaştıklarında sağ ellerini havaya kaldırarak kılıç çekmeye niyetli olmadıklarını birbirlerine belli ediyorlardı. El sıkma, tokalaşma adeti de aynı davranış biçiminden gelişmiştir.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (3) | Görüntüleme sayısı: 483 | Arkadaşına gönder

Devamını oku...
 
Yunan askerî hakiminin itirafları PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Hâdiseler
Yazar Administrator   
asker215 Mayıs 1919’da, sinsice İzmir’e çıkan Yunanlılar, bir Haçlı ordusu gibi hareket ediyordu.
Çıkarma birlikleri hazırlanırken, askeri yargı teşkilatı da yeni tayinlerle güçlendirilmişti.
Yaşı çok genç olmasına rağmen, babası 1897 Türk-Yunan savaşında ölen ve Türklere kini olan Dimitri Ambleas, bu harekatta askeri yargının başına getirilmişti. Öyle ki ölüm cezaları verebilecek, bu cezayı veren mahkemelerin onay mercii olacaktı. Yani Kralın yetkisi ile gelmişti.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (2) | Görüntüleme sayısı: 358 | Arkadaşına gönder

Devamını oku...
 
Osmanlı tarihinde bir dönüm noktası PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Hâdiseler
Yazar Administrator   
abdulhamit_21909 yılı, Nisan ayının 27’nci günü, çift atlı saray arabaları Yıldız Sarayı’nın önünde sıra sıra dizilmiş, yolcularını bekliyorlardı. Akşam karanlığında koşuşturan subaylar, askerler ve içinde mum yanan fanuslu lambaların ışığında güçlükle fark edilen sürücülerdeki telâş ve tedirginlik, atlara da sirayet etmişti. Huysuzlanıyor, başlarını aşağı yukarı sallıyor, ayaklarıyla toprağı eşeliyorlardı. Sanki, felâketlerle geçecek yılların işaretlerini şimdiden veriyorlardı. 600 yılı geride bırakarak yedinci asrını süren Osmanlı İmparatorluğu tarihinde, kırılma noktası denilebilecek çok önemli bir gün yaşanıyordu. 32 yıl, 7 ay ve 27 gün süren bir saltanattan sonra 34’üncü padişah Sultan İkinci Abdülhamid Han, o gün tahttan indirilmiş, yerine kardeşi geçirilmişti.

Yorumlar (1) | Beğendiğim metinlere ekle (4) | Görüntüleme sayısı: 538 | Arkadaşına gönder

Devamını oku...
 
Padişahın işi ne? PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Hikayeler
Yazar Administrator   
 Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşlı görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Vezir-i a’zam Siyavuş paşa sorar:
- Hayrola sultanım canınızı sıkan bir şey mi var?
- Akşam garip bir rüya gördüm.
- Hayırdır inşallah.
- Hayır mı şer mi öğreneceğiz. Hazırlan dışarı çıkıyoruz.
Ve iki molla kılığında çıkarlar yola.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (3) | Görüntüleme sayısı: 402 | Arkadaşına gönder

Devamını oku...
 
Dünyadan tuhaf haberler PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Hâdiseler
Yazar Administrator   
Image
Bu haberler çok tuhaf. Hırsız parmak izini değil parmağını bıraktı. Dana neler neler;
DÜNYANIN EN ESKİ KLOZETİ

Sudan'da dünyanın en eski klozeti ve tuvaleti bulundu. Bin yıldan yaşlı olan tuvalet 4. yy'dan kalma Bizans kalıntıları arasında Alman bir arkeolog tarafından fark edildi. Uzmanlar "O dönemlerde evde tuvalet veya klozet bulundurmak büyük bir lükstü. Dolayısıyla sahibi zengin birisi olmalı, belki bir tüccar belki de bir rahip." dediler.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (5) | Görüntüleme sayısı: 692 | Arkadaşına gönder

Devamını oku...
 
Kanuni Su Problemini Nasıl Çözmüştü ? PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Hâdiseler
Yazar Tunalı   

Bir seher vakti dolaşmak diledi Sultan’ın gönlü. Kâğıthane’ye gidip safa eyleyelim, deyü ferman buyurdu. Burada ıssız kırları gezerken yolu yemyeşil bir vadiye düştü. Yerler çimenle kaplıdır ama garip; bir vadi olmasına rağmen ortada akarsu namına bir iz görünmemektedir. Garip iş, diye söylenir.

Yorumlar (1) | Beğendiğim metinlere ekle (6) | Görüntüleme sayısı: 686 | Arkadaşına gönder

Devamını oku...
 
Herkes yediğini ikram eder İsmail ! PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Hâdiseler
Yazar Administrator   

 Yavuz Sultan Selim zamaninda, Iran Şahı İsmail kiymetli mücevherlerle süslü bir sandik hediye gönderiyor,Sultan Selime. Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor.

Dehşet bir koku, herkes burnunu tikiyor.Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyor.. Yani Osmanlı'ya büyük bir bir hakaret ediliyor!!!!! Cihan Padisahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir sekilde cevap vermemiz gerekir.

Yorumlar (2) | Beğendiğim metinlere ekle (6) | Görüntüleme sayısı: 796 | Arkadaşına gönder

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 21 22 23 24 25 26 27 28 29 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 244 - 252 Toplam: 258
 
 
 
 
 

En son yorumlanan

Babalar
Teşekkürler, çok güzel ifade etmişsiniz. Ancak gittiklerinde...
27/11/08 17:12 fazlası...
Gön: Ay Işığı

Babalar
Sayın İsa Yar, kıymetli yazılarınızla sizi herkonudan'da gör...
26/11/08 19:35 fazlası...
Gön: Sehl

Dua fabrikaları olmalı insanın
Çok teşekkür ederim Ay Işığı:)
24/11/08 21:17 fazlası...
Gön: Reşhâ Sahradaesinti

Dua fabrikaları olmalı insanın
Güzel yazınızı bizimle paylaştığınız için teşekkürler Reşhâ ...
24/11/08 20:34 fazlası...
Gön: Ay Işığı

Şu an sitedekiler

Üye Bağlı Değil
Şuanda 3 misafir yazı okuyor..
Sitemizde  52 Kategoride 3551  yazı bulunmaktadır.