|
|
Bilgi
|
|
Yazar Ber-ceste
|
|
"Çocuklarınıza Japon ruhunu nasıl aşılıyorsunuz?” sorusuna, bir Japon eğitimcinin verdiği cevap, BİR DESTANDIR ÇANAKKALE adlı kitabımızda 8 yıl önce yer almıştı. O günden sonra, hep anlatıldı, yazıldı, çizildi. Hatta, zaman zaman başka kaynaklardan yarım yamalak bilgilenenler, bana da defalarca, “Duydunuz mu?” diyerek büyük bir heyecanla anlatmışlardır.
Gerçekten de önemli ve heyecan verici bir cevaptır. Unutulmaması ve üzerinde çok ciddi olarak düşünülmesi dileklerimle, burada da özetleyeceğim…
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 99 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bilgi
|
|
Yazar Sehl
|
|
Osmanlı medeniyeti; altı asrı üç kıtada kucaklayan, akl-ı selim, kalb-i selim, zevk-i selim sacayağı üzerine oturmuş bir denge, giyim, kuşam, yeme, içme, aile, mahalle ve şehir hayatıyla, insana saygı medeniyetidir. Osmanlı'nın aile, mahalle ve şehir hayatı, hoş bir nostaljinin ötesinde, insana insan olmanın zevkini ve keyfini doyasıya yaşatan bir güzellikler hazinesidir. Osmanlı medeniyeti kelimeler üzerine bina edilmemiş, güzellikler, hayatın bütün safhalarına işlenmiş ve yaşanmıştır.
Evlerin kapı tokmakları, penceredeki çiçeklerin gösterdiği mânâdan geri değildi. Kapı tokmakları çift halkadan müteşekkildi.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 71 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Hikayeler
|
|
Yazar Mesel
|
|
Kadı Mahmud dervişliğe niyetlenir. Önce Eskici Mehmed Dede’nin kapısını çalar. Ama mübarek:
-Senin nasibin bizden değil! der,
-Üftade hazretlerine gitsen gerek!
Kadı Mahmud adamlarına:
-Tiz atım hazırlansın! der, kurulur eyere.
Üftade Hazretleri’nin dergahına yaklaştığı sırada atının ayakları kayalara saplanır. Gelgelelim, henüz yaşadıklarını muhakeme edecek halde değildir. Atı bırakır, yürür kapıya. Karşısına ilk çıkana:
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 85 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
| |
| |
|
|
Bilgi
|
|
Yazar Gulam
|
|
1. Müslümanlar İstanbul’da dünyanın en büyük ve en güçlü “Bizans Araştırmaları Enstitüsü”nü kurdukları; yüzlerce Müslüman gencin bu sahada birinci sınıf uzman olarak yetiştiği, Bizans konusunda yüzlerce değerli tarih, sanat kitabı yayınlandığı zaman.
2. Ayasofya'nın mihrabına geçecek, minberine çıkacak, kürsüsüne oturacak imamların, hatiplerin, vaizlerin Fatih Sultan Mehmed gibi beş-altı lisanı iyi bildikleri, bu lisanlarla konuşabildikleri, yazabildikleri, düşünebildikleri zaman.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 121 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Hikayeler
|
|
Yazar Mesel
|
|
Yıldırım Bayezid Niğbolu zaferinde kazanılan ganimetlerle muhteşem bir mescit yaptırmak ister. Mimarlar bugün Ulucami’nin bulunduğu mevkide karar kılarlar. Söz konusu arsa üzerinde evi, bahçesi olanlara başka yerden muadil yer verilir.
Hatta ceplerine birkaç kese altın sıkıştırılır gönülleri hoş edilir. Ancak yaşlı bir kadıncağız bir “Evim de evim” feryadı tutturur ki sormayın.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 74 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
Hikayeler
|
|
Yazar Sehl
|
|
Mısır seferine gidilirken ordunun korkunç Sina Çölü’nden geçmesi gerekiyordu.
Kum fırtınalarının etrafı kasıp kavurduğu, gündüzleri dayanılmaz sıcaklara sahne olurken geceleri dondurucu soğukları davet eden bu çölü dünyada hiç bir ordu geçememişti.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 126 | Arkadaşına gönder |
|
Devamını oku...
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 55 - 63 Toplam: 216 |