Gratis Joomla Template by FatCow Review

Küçük Kıyamet (1509 İstanbul Depremi)

Kategori: Hâdiseler

istbl210 Eylül 1509′da Memalik-i Rum adı verilen Amasya, Tokat, Sivas, Çorum ve çevresinden başlayıp 45 gün şiddetle devam eden depremde halk, iki ay kadar çadırlarda yaşadı. Bu deprem, aynı şiddette İstanbul ve Edirne’de de meydana geldi. 14 Eylül 1509′da İstanbul, Osmanlı tarihinin kaydettiği en şiddetli depreme maruz kaldı. Küçük kıyamet (Kıyamet-i Suğra) denilen bu depremde İstanbul’da 109 cami ve mescit ile 1.070 ev kullanılamaz hâle geldi.

Devamını oku...

Yavuz Sultan Selim Küpe Takmadı!

Kategori: Hâdiseler

09yavuzsultanselimKILICIMIZ KESTİKÇE...
Zamanın en güçlü devletlerinden biri olan Venedik’in sefiri Antonio Iustiniani bir defasında Yavuz Sultan Selim Han’ın huzuruna çıkacaktı. Vezirler elçiyi etkilemek bakımından padişahın ihtişamlı giyinmesini istiyordu. Hersekzade Ahmed Paşa, bu arzuya tercüman olmak bakımından cesaretini toplayıp bin dereden su getirircesine padişaha vaziyeti arz etti. Padişah, “Doğru! Cümle yeni libaslar giymek münasiptir” buyurdu. Elçinin kabul edileceği gün bütün vezirler en ihtişamlı elbiselerini giydiler. Huzura girdiklerinde donup kaldılar.

Devamını oku...

Hazin Bir Göç Hikâyesi

Kategori: Hâdiseler

nme_balkangoc93 Harbi'nde, Plevne ordusu esir düşmeden önce, Balkanların öbür tarafında Rusların istilasına uğrayan Servi, Lofça gibi kasabalar ve köylerin Müslüman halkı kaçarak Sofya’ya gelmişlerdi... Ayrıca Plevne elden çıkınca, Osman Paşanın oradan çıkardığı Müslümanlar da yine canlarını Sofya’ya atmışlardı... İşte o elem ve ıstırap dolu günlerde, artık devletin Sofya için yapacak bir şeyi kalmamıştı. “Düşman geliyor!..” sadaları bu zavallı halkın kulaklarını çınlatıyordu.

Devamını oku...

Abdülhamid'in yatak odası

Kategori: Hâdiseler

abdlhamit“Millet seni azletmiştir!” Yıldız Sarayı Küçük Mabeyn Dairesi’nin beyaz yağlıboya kapısı önünde Esad Toptanî Paşa’nın Arnavut lehçesiyle çınlattığı bu kelimeler, 8-10 saniye süren bir sessizlik darbesiyle kesilmişti. Artık gözler konuşuyordu.
Abdülhamid, yalnız konuşan şahsa değil, Bahriye Feriki Arif Hikmet Paşa’ya, Ermeni Aram Efendi’ye, Yahudi Emanuel Karasso’ya da bakmış ve gayet metin bir eda ile “Hal’ etti demek istediniz herhalde.

Devamını oku...

Felâketler Asrı

Kategori: Hâdiseler

3388097-lgistabulOnbeşinci asrın sonları ile onaltıncı asrın başları İstanbul için zincirleme felâketler devri oldu. Birbirini takip eden korkunç âfetler, muazzam zararlara ve kitle hâlinde ölümlere yol açtı.

1490 yılı 24 Temmuz günü, İstanbul’da tan yeri ağarırken, gökyüzü o güne kadar görülmeyen simsiyah bulutlarla kaplandı. Þimşekler ve yıldırımlar birbirini takip etti.

Devamını oku...

Yavuz ve Muhiddini Arabi

Kategori: Hâdiseler

yavuzYavuz Sultan Selim, 24 Ağustos, 1516 tarihinde “Mercidâbık” savaşını kazandıktan sonra Haleb’e girmiş, iki hafta sonra da oradan ayrılıp Eylül ayı sonunda Þam’a ulaşmıştı.

Buradan Mısır’a geçmeden önce de 15 Aralık’a kadar Þam’da kalmıştı. Yavuz Þam’da kaldığı sıralarda, Muhyiddin Arabî Hazretleri’nin (v.638/ 1240) bir kitabında geçen “Sin Þin’a girince Mim’in kabri ortaya çıkar” şeklindeki bir ifadeyi, büyük alim Kemal Paşazade ile birlikte incelemişlerdi. 

Devamını oku...