Gratis Joomla Template by FatCow Review

Bir Polonya Klasiği Uçan Üniversite

Kategori: Hâdiseler

4MARYA Sklodovska, 1867 yılının Kasım ayında, Polonyalı bir ailenin beşinci çocuğu olarak Varşova’da hayata gözünü açtı. Marya’nın hem annesi, hem babası eğitimciydi. Fakat beş çocuğa birden bakmak zorunda kalınca, annesi o güne kadar devam ettirdiği okul yöneticiliğinden ayrıldı. Babası ise matematik ve fizik öğretmeni olarak iyi bir gelire sahipti. Fakat onun da işini kaybetmesi uzun sürmedi. Bir Polonyalı olarak Polonya’nın değerlerine bağlı olduğu ve fikirlerini uygunsuz zeminlerde dile getirdiği için görevine son verildi. Zira, o sıralarda Varşova, Çarlık Rusya’sının işgali altında bulunuyordu.

Devamını oku...

Endonezya'ya İslam'ı götüren sır

Kategori: Hâdiseler

 250 milyonluk nüfusa sahip bugünkü Endonezya’nın Müslümanlığı kabul etmesindeki sır sadece beş akçelik kumaştı ve inancını hayatına geçirmiş bir Müslüman tüccarın örnek davranışıydı.,Kendi halinde bir tüccardı. Bir gün kumaşları gemiye yükledi. Ver elini Endonezya. Aylarca deniz aşırı yol aldıktan sonra bir adacığın sahiline yanaştı gemi.

Kumaşları indirdi. Gitti çarşıdan bir dükkân kiraladı, satışa başladı. Dil sorununu çözmek ve müşteriye kolayca ulaşmak için de yerli halktan bir işçi tuttu.

Devamını oku...

Son seferde

Kategori: Hâdiseler

 Dünya tarihine adını altın harflerle yazdırmış büyüklerimizi gerçekten tanıyor muyuz? Onların hayatlarında en sade yaşayanımızdan devlet adamlarımıza kadar, alabileceğimiz pek çok örnek bulunduğunun ne kadar farkındayız? Çocuklarımız bile bir başka kültürün film kahramanlarının hayalî dünyasında yaşarken, örnek olabilecek gerçek kahramanlar bizde. Elini tutan Avrupalı kralın, “dünyanın en mutlu adamı benim!” dediği büyük hükümdarlar bizde. Oysa şimdi...

Yetmişüç yaşındaydı. Ayaklarındaki rahatsızlıktan dolayı yürüyemiyordu. Kendisine dinlenmeyi tavsiye eden hekimlere ve nedimlerine:   “Benim gibi bir padişah rahat döşeğinde ölmemelidir. Biz, gazâ meydanlarının hakanıyız.” diyordu.
 

Devamını oku...

Sultan II. Muradın oğlu II. Mehmete nasihati

Kategori: Hâdiseler

 -Ey benim sevgili oğlum!İnsan oğlunun her birinde, başkalarıyla çeşitli münasebetler kurmaya yarayan normal bir akıl bulunmalıdır. İşte bu akıl, bütün saadet ve mutluluğun tükenmez kaynağıdır.Bir de, kendilerine Allah tarafından bu normal aklın verildiği kimseler vardır. Bunların hiçbir vakit ne çocukluk, ne gençlik, ne olgunluk, ne de ihtiyarlık çağlarında her hangi bir şeyden ne olumlu ne de olumsuz yönde etkilenmedikleri görülür. Hayatlarında sadece keder ve acının bir gevşeme ve bir tembellik bıraktığı sanılır.Ve bunlar kendi hayatlarının gençlik, yaşlılık gibi hemen her devresinde, keder ve ıstırap tan kurtulamadıkları için huzura kavuşamazlar.

Devamını oku...

Rumelihisarı Camii'nde pop konseri!

Kategori: Hâdiseler

* Aziz Milletimiz, bu camiin fethin ruhuna münasip bir şekilde ihya edilerek, amacına uygun biçimde kullanılmasını bekliyor!

Osmanlı Devleti açısından bakıldığında, 15. Asrın ortalarındaki askeri ve iktisadi zaruretler, İstanbul’un fethini gerektiriyordu. Bu amacı gerçekleştirmek için de her şeyden önce Boğazlar kapatılmalıydı. Çünkü İstanbul, Karadeniz sahillerinden taşınan gıda malzemesiyle besleniyordu. Ayrıca bu bölgeye hâkim olmak, Osmanlı ordusunun faaliyetlerini güven altına almak, Anadolu’dan istendiği kadar asker, yiyecek ve savaş malzemesinin naklini temin etmek demekti.

Devamını oku...

Cem Sultan Vak'ası

Kategori: Hâdiseler

 Dîn-i İslâm’ın şecaat ve şevketini, Türk milletinin azâmet ve kudretini asırlar boyunca küffârın zihnine kazıyan Osmanlı hânedânı, kâfirler karşısındaki dik duruşu ve tâviz vermez tutumuyla İslâm milletleri için büyük bir numune olmuştur. Onların izinde yürüyenlerin de onlar gibi olacaklarında şüphe yoktur.

Cem Sultan’ın hayatını, dîni ve vatanı için küffâr elinde çektiği zorlukları anlatan “Vâkı’ât-ı Sultân Cem” adlı eser, dînine ve vatanına ihânet etmektense ölümü göze alan “Kahramanlar”la; menfaat için din ve vatan düşmanlarıyla ittifak eden, dînine ve vatanına ihânet etmekten çekinmeyen münâfıkların durumunu ortaya koyacak, akıl ve basîret sâhiplerine ibret ve ölçü olacak sayısız delillerle doludur.

Devamını oku...