Gratis Joomla Template by FatCow Review

Kulplu İznik Çini Bardakları

Kategori: Türk Sanatları

"Olur mu? Akla vasfı zabıt-ı imkan
Sığar mı? Bardağa deryayı umman"

Hadidi

Cam kulplu bardaklar, Roma Dönemi 1. ve 2. yy.


Sözcük olarak bardak, günümüzde daha çok camdan ve plastikten yapılmış, sıvı ve içeceklerin konulması amacı ile üretilen ağzı geniş kaplara verilen isimdir. Derleme Sözlüğü'nde Bardag, Bardak, Bardah sözcükleri ile ifade edilmiştir. Tarama Sözlüğü'nde ise Bartak, Sagrak, Sugrak kelimeleri eş anlamlı olarak kullanılmıştır.

Cam ürünlerinin çok yaygın kullanım alanı bulamadığı, Anadolu'da keramik, çini, bakır, tunç gibi malzemeden üretilen sıvı kaplarının kulplu olanları yukarıdaki kelimelerle belirtilmiştir. Altın, gümüş gibi değerli metallerle, camın çok yaygın kullanılmadığı 10. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar keramik ve sıvı kapları ise Billur, Billur Bardak, Sır Bardak, Billur Kupa gibi isimler almıştır. 

 

Lüster kulplu bardak. Selçuklu Dönemi. 10.yy.                                Küçük kulplu bardak. İznik 16.yy.
 
15. ve 16. yy İznik üretimi olan çini bardakları farklılaştırabilmek amacı ile gövdeleri silindirik veya konik sıvı kapları maşrapalardan (Kupa), farklı formda olan küresel veya damla formlu (Armudi) gövdeli silindirik veya konik, uzun boyunlu, tek kulplu, kapalı formlara "Kulplu Bardak" tanımını uygun gördük. Bu tanımla, çini ve keramik literatüründe "Tankard Jug" (İng.), "Chopa Pichet" (Fran.) sözcükleri, kupa-kulplu bardak ile eşanlamlı kullanılmaktadır. İznik kulplu bardaklarının form ve bezeme olarak tanımlanmasında kullanılan ayak, gövde, boyun, omuz, ağız gibi sözcüklerin insan gövdesinden çok, sembolik anlam yüklendiği ve İslam mistisizminin de uzantısı olarak dilimize yerleştiğini hatırlatmak yerinde olur sanırım. 
 
Anadolu keramik sanatı tarihinde, arkeolojik buluntular, keramik kulplu sıvı kaplarının Erken Bronz Dönemi'nden itibaren (İ.Ö.3200) çeşitli Anadolu kültürlerinde üretilmiş olduğunu göstermektedir. Anadolu'nun prehistorik kültürlerinde detay farklılıkları ile sürekli üretimi yapılan bir keramik türü olmuştur. Keramik kulplu bardak formu, yaklaşık dört bin yıllık süreçte Anadolu keramiğinin teknoloji ve gelişim basamakları kolaylıkla izlenebilen bir keramik türüdür.

Form ve bezeme teknolojileri ait oldukları kültürlerin karakteristik özelliklerini taşımaları açısından tarihlendirme işlevini de üstlenmişlerdir. İri taneli, kavkı kıvrıklı, düzenli fırında tam pişirilmemiş örnekler, kazıma, siyah boya, kırmızı boya, perdahlı olanları ile Anadolu'nun Tunç ve Demir Dönemi keramikleri olarak çeşitli bölgelerde karşımıza çıkmaktadır.

Anadolu dışında da uzantıları görülen bu keramikler Ortadoğu'nun tanınmış en eski keramik türüdür. Bu keramikler lokal özellikleri ile çoğu kez buluntu yerlerine göre isimlendirilmiştir. Çömlekçi tornasının kullanılmaya başlaması ile el yapımı bu keramik formlar, ayak kazınmış ve form simetrisi sağlanmış, keramik formun kalınlığı incelmiş ve formlar standartlık kazanmıştır. Zaman içinde gelişen teknoloji ile İ.Ö.1800 yıllarından itibaren, Anadolu keramiklerinde düzenli ateşte pişirilen, form ve bezeme teknolojileri farklılaşan keramikler görülmeye başlanmıştır.



Kulplu bardaklar. Selçuklu Dönemi 12.yy. (Şam Milli Müzesi)

Günlük hayatta hemen her zaman kullanılması zorunlu olan, Anadolu halklarının beslenme kültüründe yer alan kulplu keramik bardakların geniş bir coğrafyaya dağılmalarının yanı sıra form ve bezeme açısından detay farklılıkları taşımaları Anadolu kültürlerinin çeşitliliğinin sonucudur. Keramiğin kırılabilir oluşu yanında, gündelik kullanıma yönelik bardaklar, Anadolu çömlekçileri tarafından her dönemde çok sayıda üretilen ve tüketilen, belirli bir kalite ve standardı olmayan ucuz kaplar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ortaçağ boyunca, Anadolu ve Ortadoğulu çömlekçiler tarafından üretilen, kırmızı hamurlu, çömlekçi işi kulplu bardaklar, tamamen sırsız veya içleri sırlı, dışları yarıya kadar yeşil, sarı renk tek sırlı olarak üretilmiştir. Üzerlerinde kabartma ve kazıma hamur bezemeli, sırsız olanları 9. ve10. yüzyıla tarihlenen Emevi, Abbasi, Fatimi dönemi İslam keramikleri olarak kabul edilir.

Beyaz, firitli hamur yapısında olan kulplu bardaklar aynı dönemin çini örnekleri olup, bezeme teknolojileri ile kırmızı hamurlu keramik bardaklardan farklılaşırlar. Hamur ve sır teknolojisindeki benzerlik ve farklılıkların yanı sıra bezeme teknikleri ve özellikleri ile yerel kültürlerin sentezi sonucu, Selçuklu Seramikleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dönemleri içinde cam, metal, taş sanatının öğelerinden çeşitli sentezlerle görülen Selçuklu seramik sanatı, Selçuklu kültürünün bir parçasıdır. Selçuklu seramik bezemesi ve formlarında Yunan, Roma, Bizans, Hint ve Çin sanatının izlerini bulmak mümkündür.

Ortaçağ boyunca önemini koruyan İpek Yolu ticareti, farklı kültür verilerini çeşitli kültürlere taşımış, bununla birlikte Ortadoğu ve Anadolu'da çok sık görülen monarşik çekişmeler, bölgede değişen kuvvet dengeleri sanatçıları da etkilemiştir. İsfahan, Rey, Kaşan, Bağdat, Samarra, Şam, Halep, Rakka, Rusefa gibi merkezler, çeşitli sanat dallarında geleneksel üretimleri ile dikkat çekerler.



Mavi-beyaz İznik tabağı 16.yy                                                        Mavi-beyaz İznik tabağı 16.yy.

Bu merkezlerde 9. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar kırmızı çömlekçi hamurundan ve firitli beyaz hamurdan çok sayıda ve boyutta kulplu bardaklar üretilmiştir. Kırmızı hamur yapısında olan gibi beyaz firitli hamur yapısında, sırlı olanları da çok zengin bezeme teknolojileri ile geniş bir coğrafyaya dağılmış bu bardaklar, Anadolu'da 1. yüzyılın ilk yarısında İznik'te görülen kulplu bardakların form ve bezemelerini etkilemiştir.



Sebil Ayna Taşı. Yencami İstanbul

Anadolu tarihinde, prehistorik dönemlerden günümüze kadar çok uzun bir geçmişe sahip olan kırmızı hamurlu keramik üretiminin yanı sıra, beyaz, firitli hamurlu seramik ve çini üretimi Selçuklu seramik geleneği ile Anadolu'da görülmeye başlamış ve 15. yüzyıldan itibaren İznik'te yoğunlaşmıştır.

Konumuz olan, firitli beyaz hamur yapısındaki İznik kulplu bardakları, yaklaşık bir yüzyıl kadar İznik'te üretilen bir seramik grubudur. Bunların hamur yapıları 16. yüzyıldan 17. yüzyıla doğru küçük farklılıklar göstermekte ise de firitli beyaz hamur yapıları ile dikkati çeker. Hamurları dönemin diğer İznik seramikleri gibi yüzde seksen, seksen beş, kuvars veya kuvarsitten oluşan firitli hamurdur.



Kulplu bardaklar. İznik 16.yy.

Bu hamurun tornada şekillendirilebilmesi için, yüzde on beş yirmi arasında beyaz pişen plastik kil katılmıştır. Hamur yapısı içindeki kuvars ve kuvarsit tanecikleri, mimari plaka çini hamurlarındakine oranla daha küçük taneli ve sık dokuludur. Hamur içinde kullanılan firit, sodyum kurşun silikat olup, bu firit, kuvars taneciklerini ısı ile bağlayarak kararlı bir gövde yapısı oluşturmuştur. Yüksek oranda kuvars, kuvarsit kil ve firit karışımı bu hamur, tornada kaba şekillendirildikten ve tıraşlanarak ana form kazandırıldıktan sonra, (tamamen kurutulmadan) kulp takılarak kurutulmaya bırakılmıştır.



Kulplu bardaklar. İznik 16.yy.

Ele geçen bazı kulplu keramik parçalarından anlaşıldığı üzere gövdenin önce bisküvi fırınlaması yapılmış, daha sonra daldırma usulü ile astarlanmıştır. Bir kısmı da kurutulduktan sonra astarlanmış, daha sonra bisküvi fırınlaması yapılmıştır. Sırlı fırınlama son fırınlama olacağından, bir grup kulplu bardaklar iki, bir grubu da üç fırınlama geçirmiştir denilebilir.

Bisküvi olarak kirli-sarı, beyaz pişme renginde olan kulplu bardaklarda hamur rengini kapatmak, bezemeye temiz beyaz bir fon hazırlamak amacı ile daldırma usulü astar uygulanmıştır. Astar, yüzde yetmiş çok temiz ve ince öğütülmüş kuvars, yüzde yirmi kuvarsit, beyaz pişen kil, yüzde on temiz ince öğütülmüş firit karışımı olup, suda çözülen organik tutuculu süspansiyondur.

Daldırma veya akıtma usulü ile, kulplu bardakların iç yüzeyine dış yüzeye oranla daha ince uygulanan astar, bardak ayağındaki astar pişirim sırasında fırın rafına yapışmaması için temizlenmiştir. Temiz, beyaz renkteki bu astar içine, yüzde sekiz-on oranında kobalt oksit veya kobalt mavi boya ilavesi ile mavi renkli astarlar, mercan kırmızı boya ilavesi ile pembe kırmızı renk astarlar yapılarak, astar boyalı (slip) bardaklar hazırlanmıştır.

Bisküvi fırınlanması sonrası, renkli astar fonu üzerine beyaz astarla veya renkli astarlarla bezeme yapılmış, bu bezeme sır altı boyalarla zenginleştirilerek slip tekniği sağlanmıştır. Kırmızı ve kobalt mavi renkli astarlar yanında nadir de olsa mangan moru renk astarların da kullanıldığı bilinmektedir. 16. yüzyıl İznik seramik sanatında çok başarılı şekilde uygulanan slip tekniği ile etkili bir yüzey bezemesi sağlanarak az ama kaliteli çok zarif seramikler üretilmiş, bu teknik nadiren duvar çinilerinde de uygulanmıştır.

Beyaz astarlanıp, bisküvi fırınlaması yapılmış kulplu bardaklar üzerine kobalt mavi, siyah, yeşil, mercan kırmızı renkler ve tonları ile sır altı bezeme yapılmıştır.

Kulplu bardaklarda bezeme, bardak formuna uygun olarak, gövde ile boyunda görülür. Bu iki büyük bezeme alanını, omuzda çift veya tek çizgiler içinde zencerekler, salyangoz dizileri, yaprak dizileri dolgulu, ince bordür sınırlar. Kulpların üzerini kobalt mavi veya siyah renkte yatay tarama bezeme süsler.

İznik kulplu bardaklarının boyutlarında belirli bir standart görülmez. Bu farklılık gövde biçimlerinde de izlenir. 14-27 cm yüksekliğinde görülebilen kulplu bardaklardan en küçük olanı dokuz cm yüksekliğinde kobalt mavi ve tonları ile taş kaplama (kongle-mera) taklidi bezemeli kulplu bardak, bezeme ve boyutları açısından bilinen tek örnektir.

Form kulplu bardak olarak hazırlanmış, ancak herhangi bir nedenden kulp takılmamış, vazo formunda görülen kulplu bardaklar da buluntular arasındadır.

Kulplu bardaklardan erken tarihli olanların bir grubu kapaklı olarak üretilmiş gibi gözükmekte ise de, bunların orijinal kapaklı olanları çok nadir buluntulardır. Kulpları ve ağızlarının bir kısmı kaza ile kırılan veya satın alındıktan sonra kapak için, kapak ve kulp montürü yapılan bardaklar, gümüş ve diğer alaşımlarla Avrupa montürlü iyi korunmuş örnekler olarak karşımıza çıkar. Bunlar aynı zamanda 16. yüzyıldan günümüze kadar İznik seramiklerine, Avrupalıların verdiği değerin ifadesi ve sergilenmesidir.

Dr Faruk K. Şahin
Uludağ Üniversitesi İznik Meslek Yüksek Okulu Çini İşletmeciliği Bölümü - Antikalar.com

Gösterim: 3431