Gratis Joomla Template by FatCow Review

Ruhları okşayan hendese; hat

Kategori: Türk Sanatları

Ruhları okşayan hendese; hatİslam medeniyetinin kendine has sanat dallarından olan hat'ın geçmişi, Arap alfabesinin tarihiyle irtibatlıdır. Câhiliye devrinde sadece dik ve köşeli iki yazı tipi varken, çeşitli yazı biçimleri ise çok sonraları ortaya çıktı

İslam medeniyetinin kendine has sanat dallarından biri şüphesiz hat sanatıdır. Hat kelimesi Arapça çizgi anlamına gelir. El ile yazılan sanatsal yazılar "hüsn-i hat" (güzel yazı) tabir edilir. Arapça harfler ile teşkil edilen bu sanatın geçmişi, Arap alfabesinin tarihiyle irtibatlıdır. Câhiliye devrinde "cezm" ve "meşk" diye adlandırılan dik ve köşeli iki yazı tipi vardı. Daha sonra bunlara köşeli "Ma'kilî" yazısı ile yuvarlağımsı "Şâmî" yazısı dendi. Hat sanatındaki çeşitli yazı biçimleri bunlardan çıktı.

Star gazetesinin derlediği habere göre, 13. yüzyılda Yakut el-Musta'sımî (ö. 1298) "aklâm-ı sitte" denilen yedi yazı biçimini (sülüs, nesih, muhakkak, reyhânî. tevki', rikâ' hatlarını) en gelişmiş şekliyle tesbit etmiştir. O zamana kadar düz kesilen kamış kalemin ağzını eğri kesen Yakut'un bu buluşu hatta büyük bir letafet kazandırmıştır. Yakut'un ölümünden sonra onun aklâm-ı sitte anlayışı, yetiştirdiği üstatlar vasıtasıyla Bağdat'tan Anadolu, Mısır, Suriye, İran ve Mâverâünnehir'e kadar yayıldı.

Osmanlı hat geleneği Şeyh Hamdullah'a (ö. 1520) kadar Yakut üslûbunu sürdürdü. Şeyh Hamdullah, hâmisi ve talebesi Sultan II. Bayezid'in teşvik ve tavsiyesi üzerine geçmiş birikimlerden kendi dirayetiyle yeni bir tarz ortaya koymayı başardı. "Şeyh üslûbu" denilen bu tarz ile Osmanlı-Türk hat sanatında Yakut devri kapandı.

17 ve 19. yüzyılda oluşan şiveler

17. yüzyılda Hafız Osman'ın (ö. 1698), yeni bir hat şivesi ortaya koymasıyla Şeyh üslûbu yerini Hafız Osman üslûbuna terk etti. Bir asır sonra İsmail Zühdü (ö. 1806) ve kardeşi Mustafa Rakım (ö. 1826), kendi şivelerini oluşturdular. Mustafa Rakım, sülüs ve nesih yazılarında olduğu gibi celî sülüste de gerek harf gerekse istif mükemmeliyetiyle bütün hat üslûplarının zirvesine çıktı ve Hafız Osman üslûbunu sülüsten celîye aktarmayı başardı. Padişah tuğralarını da ıslah ederek onları güzelliğin son noktasına ulaştırdı.

19. yüzyılda Mehmed Şevki Efendi (ö. 1887), sülüs ve nesih yazılarını Hafız Osman ve Râkım'dan aldığı ilhamla o devre kadar görülen en mükemmel seviyeye çıkarmış ve bu yazılarda zirve olarak kalmıştır. Dayısı Mehmed Hulûsî Efendi'den (ö. 1874) meşk ederek 12 yaşında icazet alan Şevki Efendi'nin sülüs yazılarındaki olgunluk yanında, harflerin satıra dizilişleri mükemmeldir. Bu yönüyle, harflerde akıcılık hemen göze çarpmaktadır. Sülüs ve nesih harflerinde olgunluk ve mükemmellik Şevki Efendi ile yakalanmıştır. Yazıları son derece itinalı ve tekellüflü olan Şevki Efendi pürüzsüz ve şiveli eserleriyle haklı bir şöhrete sahip olmuştur. Onu anlatmak için "Yazısı da ahlakı kadar pürüzsüzdü" denmiştir.

İstanbul'un fethinden sonra hat sanatının liderliğini alarak bunu beş asra yakın de≠vam ettiren Osmanlı Devleti'nin hüküm≠darları arasında II. Bayezid, IV. Murad, II. Mustafa, III. Ahmed, II. Mahmud, Sultan Abdülmecid ve Sultan Reşad fiilen hat sanatı ile meşgul olmuşlardı.

İslam sanatının inceliğini anlatır

İran hat sanatında önemli merkezlerden biridir. 10 ve 11. yüzyıllarda daha çok kufi tercih edilirken 12. yüzyılda sülüs, 13. yüzyılda nesih yazı hakim olmuştur. İranlı sanatkârlar tarafından icat edilen talik hat, önceleri din dışı eserlerde kullanıldı. Timur döneminde nestalik hakim oldu. Nestaliki icat eden kıbletü'l-küttab (katiplerin kıblesi) lakaplı Mir Ali Tebrizi İran'ın önemli hattatlarındandı. İran'ın muhtemelen en önde gelen hattatı Mir İmad 16. yüzyılda Tebriz'de yaşadı, nestalike yeni bir tarz verdi ve yapısını değiştirdi. Mirza Muhammed Rıza Kalhor (ö. 1892) diğer bir büyük hattattı. Yakın dönemde İmadul-Küttab (ö. 1936), Hüseyin Mir-Hani'nin (ö. 1982) isimleri sayılabilir. Yaşayan en büyük İranlı hattatlardan biri de 1939 doğumlu Emirhani'dir.

Arap dünyasının yakın dönem büyük hattatları arasında Mısırlı Seyyid Muhammed İbrahim (1897-1994), talebesi Iraklı Haşim Muhammad Bağdadi (1917-1973) Lübnanlı Kamil Al-Baba (1905-1991), Suriyeli Muhammed Bedevi Derani (1894-1967) sayılabilir.

Eskiler hat sanatını "cismanî aletlerle meydana getirilen ruhanî bir hendesedir" diye tarif etmişler. Maddi aletler ve ürünler, fakat ruhu okşayan bir geometri... Bu söz İslam sanatlarının inceliğini anlatamaya kafidir.

Dünya Bülteni/Haber Merkezi

Gösterim: 3862