Üye Giriş

Herkonudan Sözler

İnsan işi ile büyümez, belki iş insan ile büyür.-Mollacami-
Edebiyat

Anketler

Sitemizdeki hangi kategorideki yazılar en çok ilginizi çeker?
 

İstatistikler

Bugün370
Dün375
Bu hafta1335
Bu ay6111
Tüm zamanlar31095

Bağlantılı Öğeler

 
 
 
   
 
 
 
 
Hattat Tâbiri Hakkında Bir Açıklama PDF Yazdır Arkadaşına gönder
Yazar Ay Işığı   

hattat_halim_zyazc_-_celi_sls_stifSon Abbâsî Halîfesi Müsta’sım Billâh’ın kölesi olduğu söylenen Yâkût-ı Müsta’sımî (?- 1299) ye gelinceye kadar kalemin ağzı düz kesilirdi.

Yâkut eğri keserek Tahrîf-i Kalem’i îcât etti. Kristof Kolomb’un yumurtası gibi basit görünen bu buluşla yazı san’atını bedîî sâhada ileri bir safhaya geçirmeye, yazının yeni dünyasını bulmaya muvaffak oldu.

Ancak, bâzılarının dedikleri gibi Yâkut bir hat mûcidi ve bir kalem vâzıı değildir. Tahrîf-i kalem sâyesinde aklâm-ı sitte’ye yeni bir revnak ve san’ata yeni bir veçhe vermiştir.

 

 

 

Şeyhü’l-İslâm Muhammed bin Haseni’s-Sincârî, “Bidâatü’l-Mücevvid” adlı manzûm eserinin başında şöyle der: “Bu san’atın usûlünü vücûda getirip yazan Ebü;’l Fazl Alî bin Hilâl’in seçtiği şeylerden kâfî ve herkesin hoşuna giden gayet lâtîf bir tarz çıkarmış ve bunun vasıflarını kaleme almak sûretiyle yazan Yâkut’un kabûl ettiklerini tespit ettim. Yâkut’un yazı san’atını kuvvetlendirmiş olduğunda târihçilerin ittifâkı vardır. Yâkut’un, Şark’ta ve Garb’da yazı yazanların en âlimi olduğunda şüphe yoktur”.

 

İşte Yâkut’a san’atta yaptığı bu yenilikten dolayı Hattat denildi. Fakat, burada açıklamamız gereken mühim bir nokta vardır: Yâkut’tan evvel güzel yazı yazanlara kâtip denildiği gibi hattat da denilirdi. Nitekim İbn-i Mukle’ye İmâmü’l-Hattâtîn lâkabı verilmişti.

 

Fakat, bu kullanışlar Yâkut hakkında ve ondan sonra bugüne kadar kullanıldığı gibi değildir. Yâkut’tan evvelkiler hakkında, kâtip ve küttâp (=katipler), hattat ve hattâtîn (=hattatlar) tâbirleri, mânâsı aynı olarak, biri diğeri yerinde kullanılırdı. Hat ve hattatlık Yâkut’la mümtâz bir san’at ekolü vasfını kazanınca, hattat kelimesi, bunu sembolize eden yeni bir ıstılah ve ayırıcı bir alâmet olarak kullanılmaya başlanmış ve artık o günden bugüne kadar bu mânâda kâtip ve küttâp denilmemiştir. Yalnız, bu farkları ve husûsiyetleri bilmeyen bâzı kitaplar ve mütercimler, birini diğeri yerinde kullanmışlardır. Bu kullanış her ne kadar Yâkut’tan evvelkiler hakkında doğru ise de, sonrakiler hakkında değildir.

 

Bir de Osmanlı Hattatları, İranlı’lara uuyarak Hattat karşılığında Hoş-nüvis veya Hûb-nüvis kullandıkları gibi, yalnız şu veya bu yazıyı güzel yazanı anlatmak için meselâ: Ta’lîk- nüv’is (Ta’lîk yazan), Cel’i nüvîs (=celî yazan), Siyâkat-nüvis (Siyâkat yazan)... veya Ta’lîk-nüvîsan (=Ta’lîk yazanlar), Çep-nüvîsân (= Dîvânî yazanlar)... tâbirlerini kullanmışlardır. 

 

turkislamsanatlari.com



Beğendiğim metinlere ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 139 | Arkadaşına gönder

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 
 
 

En son yorumlanan

Eskimeyen Dost
sitemize hoş geldiniz sayın Ahmet Ünal Çam sizinle yine ...
10/11/08 21:23 fazlası...
Gön: isra

Eskimeyen Dost
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı iç
Emeğe de, okuyan arkadaşlara da saygı için; Yayınladığınız ...
10/11/08 13:44 fazlası...
Gön: ahmetunalcam

S.u.s.t.u.m
teşekkürler:)
yorumunuz ve ilginiz için ben teşekkür ederim.
02/11/08 01:08 fazlası...
Gön: leyl

S.u.s.t.u.m
tesekkürler
yazı harika devamını bekliyorum...tesekkür ederim..
01/11/08 21:31 fazlası...
Gön: nur

Şu an sitedekiler

Üye Bağlı Değil
Sitemizde  52 Kategoride 3457  yazı bulunmaktadır.